İlk çağ Yunan filozofu: Sokrat
“Ey arkadaş! Şimdi hayali baştan çıkar, aklı kafaya geçir. Evvelki iki yolun mağdub ve dâllîn yolu; hatarları pek çoktur, kıştır daim güz, yazı. Yüzde biri kurtulur: Eflâtun, Sokrat gibi.”2 Eflatun için hem kurtulur diyor hem de Firavunane hüküm verenlerin arasında sayılmış bir zıtlık mı var?”
İnsan Kendi Varlığı Üstünde Düşünmeli
Bediüzzaman hazretlerine göre, Eflatun da, Sokrat da kurtulan felsefecilerdir. Bu fikir tarlalarını kısaca tanıyalım inşallah.
Sokrat, Milâttan önce 470 yılında, yani günümüzden yaklaşık iki bin beş yüz sene önce Atina’da doğdu. Babası Sophroniscus taş ustası, annesi Phaenarete ebeydi. Bir süre babasının yanında taşçılık, heykeltraşçılık yaptı
Varlığın kaynağı (arkhe) hakkında o güne kadar geliştirilen teorilerin ve ispatı mümkün olmayan fizikî bilgilerin insanlığa hiçbir fayda sağlamadığını anladı. Sokrat’a göre insanın, varlığın ilkesi veya fizikî varlıklar üzerine değil, kendi varlığı üzerine düşüp zihin dünyasını keşfetmesi gerekir.
Sokrat, herkesin dikkatini çekecek şekilde sade ve basit bir hayat yaşadı. Aktif politikadan uzak durdu. Katıldığı savaşlarda cesur bir askerdi. Sivil hayatta giyim kuşama değer vermeyen, her zaman çıplak ayakla dolaşan bir derbederdi. Geçimsiz ve kocasına saygısı olmayan Xanthippe ile evliliğinden üç oğlu oldu.
Sokrat, hayatının önemli anlarında içinden bir ses işittiğini, bu sesin kendisini şu veya bu şekilde davranması yönünde uyardığını söyler. Bu sese o “dai-monion”um der. İkaz ve ihtar eden, sıradan işlerle uğraşmaktan alıkoyup bilgeliğe yönlendiren bu ses ona göre ilâhî bir sestir. Yorumcular bu sesin ilham perisi yani cin (daimonia) olduğunu söyleseler de Sokrat, hayatının yüksek bir kudretin elinde olduğuna ve bu yüce kudret tarafından sevk ve idare edildiğine samimiyetle inanıyordu. Keskin zekâsı, büyüleyici konuşması, ince ironileri, pervasızlığı, savunduğu ahlâkî fikirlerin yüksekliği ve hayat........
