menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İki esrarlı kelime: “Hamd” ve “şükür”

35 0
08.06.2026

Hamd ve şükür, bir yönden ubudiyetin ve kulluğun iki önemli unvânı; diğer yönden ulûhiyete taalluk eden iki önemli sıfatın masdarıdırlar. Örfte neredeyse aynı manalarla iç içe kullanılan bu iki mübârek kelime; ubudiyet açısından baktığımızda, kulun Rabb’ine karşı tüm yönelişlerine, tüm yakarışlarına, tüm temâyüllerine, tüm yaklaşımlarına tercüman olur. 

Ulûhiyet açısından baktığımızda Allah’ın kemâl sıfatlarına, yüceliğine, ulviyetine, izzetine, azametine, şanına, saltanatına, kullarının iyiliklerine karşı iyilik, sevap ve mükâfatla mukabelede bulunmalarına, Rezzâkiyetine, Rahmâniyetine işâret eden iki önemli sıfatın masdarıdırlar. 

Hamd; genel manası itibarı ile mutlak medih, kayıtsız sena ve şartsız övgü demektir. 

Bediüzzaman Hazretlerinin (ra) zengin tefekkür dilinde hamd; “sıfât-ı kemâliyeyi izhâr etmektir”1, yani Allah’ın bütün sıfatlarının kemâl derecede olduğunu bilmek, yahut Allah’ı kemâl sıfatlarla muttasıf bilmek; gücünü, kudretini, yüceliğini, izzetini,azametini, ulviyetini, saltanatını, hikmetini, vahdaniyetini ve sair sıfatlarını O’nun zâtının lâzımı olarak bilmek; Zât-ı Akdes’inin noksan sıfatlardan münezzeh, eksikliklerden müberra ve kusurlardan berî olduğunu takdir etmek; O’na eksiksiz ve kâmil manada iman etmek ve bu imanı söz ve fiil ile takrir etmek, fiiliyata geçirmek demektir. 

Kur’ân, söze “El-hamdü’lillâh” kelimesiyle başlar2. Zira, mutlak olarak hamd, Allah’a âittir. Bütün mevcûdâtta övgü, medih ve sena sebebi olan kemâlât Allah’ındır. Ezelden ebede kadar, her kimden her kime karşı gelen ve gelecek medh ü sena varsa hepsi Allah’a âittir.

Çünkü medih ve övgüye sebep olan nimet, ihsan, kemal, cemal ve hamd........

© Yeni Asya