menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ehl-i Beyt ile ilişkilerimiz - 1

21 0
16.04.2026

Ehl-i  Beyt, “ev halkından” manasına gelir ve “Resul-i Ekrem Efendimiz’in (asm) ev halkını” ifade eder. Resulullah Efendimiz’in hane halkından olan kimselere Ehl-i Beyt denmiştir. 

Ehl-i Beyt zamanla çoğaldı ve her tarafa dağıldı. Hazret-i Hasan Efendimizin soyundan gelenlere şerif; Hazret-i Hüseyin efendimizin soyundan gelenlere seyyit dendi.  

Peygamber Efendimiz’in (asm) şerefli soyu bugün Irak, Kûfe, Bağdat, İran, Kum Şehri, Meşhed, Hicaz, Yemen, Mısır, Türkiye ve Kuzey Afrika gibi bir çok bölgeye dağılmış vaziyettedir Hatta bu gün dünyanın her bölgesinde Ehl-i Beyt bulmak mümkündür.

Kur’ân, “De ki: Vazifem karşılığında sizden akrabalık sevgisinden başka (Ehl-i Beytime sevgi) bir ücret istemiyorum.”1 âyetiyle Ehl-i Beyti sevmemizi emrediyor. Ancak bugün nesiller öylesine karışmıştır ki, Ehl-i Beytten olan birçok kimse kendisini bile tanıyamaz durumdadır. Osmanlı döneminde bunun için hususî kayıtlar tutulmuştur. Ancak yine de nesillerin karışmasını önlemek için çok titiz kayıtlara ihtiyaç vardır.

Ehl-i Beytin Halifeliği  

İslâm tarihinde bu meselede yer yer siyasetle karıştırılıp mübalağa edilmiş, yer yer de önemsizleştirilmiştir. Aslında bu meseleyi kendi içinde incelemek gerekir ve Ehl-i Beytten olduğunu bildiğimiz birisi varsa ihtiramı elden bırakmamak gerekir.   

Asırlar boyunca, Hilafetin bu pak neslin hakkı olduğu yargısı birçok Müslüman’ı gereksiz yere ilgilendirmiştir. Oysa bu görevlendirme tarzının, insanlık tarihi boyunca, babadan sonra aynı soydan devam edegelen kağanlık/hakanlık/ hanlık / kayserlik/ firavunluk/ krallık/ imparatorluk/ şahlık/ padişahlık/ sultanlık/ sistemlerinin verdiği bir yanılsama olduğunda şüphe yoktur.........

© Yeni Asya