menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bediüzzaman’dan kâinat yorumu

27 0
02.07.2026

İlk inen ayet “oku!” emri olmakla beraber, daha sonra inen ayetlerde kâinatı okuyarak, bize kâinatı nasıl okumamız gerektiği konusunda örnek bir okuyuş tarzı gösteren, bizzat Kur’ân’ın kendisidir. Bediüzzaman Hazretlerinin aynen ifadesiyle: “Kâinat mescid-i kebîrinde, Kur’ân, kâinatı okuyor.”1 Risale-i Nur’un muhtelif yerlerinde kâinat, “kitab-ı kebir-i kâinat” olarak vasfediliyor. Yani büyük kâinat kitabı!

Demek esasen biz kendimiz bir büyük kitabın sayfaları arasında gezinmekteyiz ve bizzat bizim kendimiz de okumamız gereken birer sayfadan ibaretiz! Şu halde içinde ve özünde bizim de bulunduğumuz “kâinat kitabını” okumalıyız ve kâinat kitabını Kur’ân’ın okuyuşu gibi okumalıyız!  

Hiç şüphesiz Kur’ân varlıklardan kendi değerleri adına değil, Yaratıcıları adına bahsediyor. Her şey Allah’ın sonsuz ilmini, iradesini, kudretini, hâkimiyetini, hikmetini, hilkatini, tedbir ve tedvirini, yani yöneticiliğini gösteren birer satırdan ibarettir. Kur’ân varlıklara bu satırlar hesabına bakmıyor. Çünkü bu satırlar birer isimden, resimden ve infialden; yani yapılan birer eserden ibarettirler. 

Yapılan eserler de zorunlu olarak “Yapan”ı gösterirler. 

Eşsiz bir sanat eseri olan kâinatın müzeyyen bir Kur’ân olduğunu beyan eden Bediüzzaman, Kur’ân-ı Hakîm’in ise büyük kâinat Kur’ân’ının en yüksek bir müfessiri ve en beliğ bir tercümanı olduğunu kaydeder. Kur’ân-ı Hakîm şu kâinat sayfalarında ve zamanların yapraklarında kudret kalemiyle yazılan tekvînî ayetleri, yani oluşum ayetlerini cinlere ve insanlara ders vermektedir. Kur’ân, her biri birer manidar harf olan varlıklara mana-yı harfî nazarıyla bakar. Yani onlara Yaratıcıları adına bakar. ve öyle de bakılmasını önerir. Bu bakışta, “Ne güzel yapılmış ve ne güzel bir surette Sânî’in cemâline delâlet ediyor.” ölçüsü hâkimdir.  

On İkinci Sözde, meşhur ve sanatkâr bir hâkimin yazdığı hârika bir Kur’ân’dan temsil getirilir. Şöyle ki, hâkim her âyet için, işaret ettiği manaya göre farklı mücevherler, farklı renkler, kıymettâr cevherler kullanır. Farklı........

© Yeni Asya