Gençlik katiyen gidecek-2: Ebedî gençliğin sırrı
Bu hakikatin madalyonunun diğer yüzüne baktığımızda ise muazzam bir müjde ile karşılaşırız: Eğer insan ömrünü ve gençliğini Cenab-ı Hakk’ın tayin ettiği meşru sınırlar dairesinde yaşarsa, hakikî anlamda yaşlanmaz. Dünya hayatında beden yıpransa dahi; günahlardan korunan, ibadetle bezenen ve rıza-yı İlâhî doğrultusunda yaşayan bir ruh, içindeki tazeliği ve dinçliği asla kaybetmez. Günahların getirdiği içsel çöküntüden, vicdan azabından ve ruhsal yaşlanmadan uzak kalan insan, hem bu dünyada huzurlu ve dinamik bir gençlik yaşar hem de o meşru dairenin meyvesi olarak ahirette ebedî bir Cennet gençliğine mazhar olur.
İşte tam bu noktada, insana hem dünyada hem ahirette bu eskimeyen gençliği kazandıran en büyük rehber Kur’ân-ı Kerîm’dir. Zamana ve mekâna meydan okuyan Kur’ân, asırlar geçtikçe yaşlanmak bir yana, her geçen gün daha da gençleşir. Yüzyıllar önce inen ayetler, günümüz insanının ve bilim dünyasının karşılaştığı her yeni meseleye ilk günkü tazeliğiyle cevap verir. Asırlar yaşlandıkça Kur’ân’ın hakikatleri gençleşir; zira onun kaynağı zamanın ve mekânın fevkinde olan Zat-ı Zülcelal’dir.
Zamanın yıpratamadığı, aksine gün geçtikçe gençleşen bir kelama ve o kelamın bu asırdaki hakiki bir tefsiri olan Risale-i Nur’a talebe olmak, insanı da zamanın yıkıcı tesirinden korur. Ekranların ve geçici heveslerin tüketip yaşlandırdığı zihinler,........
