menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Asıl tedavi

4 0
yesterday

İlk dört yazımızda bağımlılığın çoğu zaman bir sonuç olduğunu, kalpte oluşan boşlukların insanı yanlış arayışlara sürüklediğini, arkadaş çevresinin etkisini ve ailenin bu mücadeledeki yerini ele almaya çalıştık.

Şimdi ise en önemli soruya geliyoruz: Kalıcı tedavi nedir?

Bugün bağımlılıklarla mücadelede çoğu zaman yasaklar, cezalar ve çeşitli tedbirler ön plana çıkarılıyor. Elbette bunların da bir yeri vardır. Ancak hiçbir yasak, boş kalan bir kalbi tek başına dolduramaz.

Asıl tedavi, insanın kalbini yaratılış gayesine uygun hakikatlerle buluşturmaktır. Cenab-ı Hak şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Allah ve Resûlü sizi, size hayat verecek şeylere çağırdığı zaman bu çağrıya uyun.”¹

Demek ki insanı gerçekten diriltecek olan; sadece bedenine değil, ruhuna da hayat veren İlâhî hakikatlerdir.

Resûl-i Ekrem (asm) şöyle buyurur: “Her doğan çocuk fıtrat üzere doğar. Sonra anne ve babası onu Yahudî, Hıristiyan veya Mecûsî yapar.”²

Bu hadis-i şerif, her insanın Allah’ı tanımaya elverişli tertemiz bir fıtratla dünyaya geldiğini haber vermektedir. Çocuğun şahsiyetinin şekillenmesinde aile, eğitim ve içinde yetiştiği çevre belirleyici bir role sahiptir. Bu sebeple çocuklarımızın gönlüne bırakacağımız en kıymetli miras; sağlam bir iman, güzel bir ahlâk ve doğru bir terbiyedir.

Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretleri de bu hakikati veciz bir ifadeyle dile getirir: “Lâyemut değilsin, başıboş değilsin, bir vazifen var. Gururu bırak, seni Yaratanı düşün, kabre gideceğini bil, öyle........

© Yeni Asya