menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İnsan geride bıraktıklarıyla hatırlanıyor, hayal ettikleriyle değil

22 0
04.10.2026

Bazen galip gelen iyilikleridir, bazen de kötülükleri. Tahterevalli gibi bu salınım arasında geçer ömür. Her insanda her birinden vardır biraz. Bazen zalim olur bazen de alim. Neticede ömrün sonunda terazinin ağır basan tarafıdır insan.

İnsan, hayatı, fıtraten sınır konmamış akıl, gadap, şehvet gibi kuvvelerle yaşar. İnsanın güç merkezleridir bunlar. Bir de nefis faktörü vardır imtihan gereği. Hayat bu kuvveleri kıvamında kullanmaya göre değer kazanır. İnsan nefse rağmen aklını doğru kullandığında melekleri de aşabilecek yüksek cevherini ortaya çıkarır ve hakiki insan olur. Yoksa aklına rağmen nefsine yenik düşerse o zaman sadece nefisten yaratılan hayvandan daha aşağı iner.

Bundandır ki, dinin sınırlarını hayat tarzı olarak belirleyen kimi insanlar, kendisine verilen nimetlere şükreder, Verene hamdeder, verilene kanaat eder, her şeyin helaline meyleder. Kimi de aklını kullanmaz, nefsinin heves ve arzusuyla yaşar ve hep şikayet eder. İşte hayat, tahterevalli misali “şikayet – şükür” dengesinde gelip, gider.

İnsanda haram ve helale karşı iştah vardır. İrade burada belirleyicidir. İradeye yol gösteren din, yöntem öğreten ise sünnet-i seniyyedir. Nefsi terbiye etmek de tam da buradadır.

Allah yarattığı canlı mahlukatın rızkını taahhüt altında almış olmasına ve helal dairesini de harama girmeye ihtiyaç duymayacak şekilde geniş tutmasına rağmen insanın hırs gösterip harama girmesi şaşılacak bir şeydir.

İnsanda şiddetli duygular vardır. Kimse, anne babasının dindar olmasına, başındaki örtüye, camideki vazifesine, biriktirdiği ilmine, alkışlayanlara güvenip bu duygulardan muaf tutulduğunu düşünemez. Makamı, mevkii, imkanları ne olursa olsun, insan sağlıklı bir sosyal çevre içinde değilse, menfaatlerin çarpıştığı bu arenada hatalara düşmemesi mümkün değildir. Maddi ve manevi........

© Yeni Asya