menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İnsan hayatının son ânı

25 0
09.09.2026

Bahsi geçen gerçeği bildiği halde insanların birçoğu, bu dünyaya niçin geldiğini ve gönderenin kim olduğunu düşünmeden hayatını sürdürmeyi tercih eder. Hatta, kendisine böyle hakikatleri anlatmak isteyen şuurlu mü’minleri tersleyerek “Kardeşim! Bana böyle şeylerden bahsetme, huzurumu kaçırıyorsun. Ben böyle şeyleri düşünmeyerek hayatın tadını çıkarmak istiyorum.” der.

Ölüm denilen hakikat, bütün insanların en çok korktuğu ve son nefese kadar ondan kaçtığı bir gerçektir. Ölümü düşünmemek ve ona karşı hazırlık yapmamak bir çare değil, devekuşu gibi sadece gözünü kapamaktır. Anlatılan bir temsilî hikâyedir: Avcıların hücumundan kurtulmak için alabildiğine kaçan fakat sonunda yorulan devekuşu, kaçamayacağını anlayınca hemen kafasını kuma sokmuş, tâ ki avcı onu görmesin. Halbuki, koca gövdesi dışarıda ve sadece kendi görmez. Sonunda avcıya hedef olur.

Evet, dünyanın her türlü eğlenceleri arasına dalarak ölümü hayatından çıkardığını zanneden insanların ekseri, hiç beklemediği ve tahmin etmediği bir zamanda ölüm ile karşılaşır ve çok büyük bir yanlışlık yaptığının farkına varır. Fakat, son anda farkına vardığı bu dehşetli gerçek onu azaplardan kurtaramaz.

Mukaddes kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’de, insanoğlunun yaptığı hatalar ve başına gelecek olaylar kesin bir şekilde haber verilir. Meselâ: “Ne olurdu, düşünseydiniz o ânı ki, can boğaza dayanıverir. Siz de can çekişen kimsenin etrafında bakınır durusunuz; elinizden bir şey gelmez. Biz ise ona sizden daha yakınızdır; ama siz görmezsiniz. Madem diriltilip hesaba çekileceğinize inanmıyorsunuz. Eğer sözünüzde doğruysanız haydi, o boğaza dayanan canı geri çevirin.” (Vakıa Suresi: 84-85-86-87)

Evet, dünyanın bütün........

© Yeni Asya