Anlatım bozuklukları (40) - Şapka deyip geçmeyin (60)
“Dünya dolusu belâ başında vardır.”
-Bu cümle, “Başında dünya dolusu belâ vardır.” olsa güzel olmaz mı?
Türkçenin en önemli hususiyeti, “Özne, tümleç, yüklem” sıralamasıdır, denir.
Oysa “özne, tümleç, yüklem” sıralaması, duruma göre değişebilmekte olduğundan Türkçenin en önemli özelliği bu sıralama değildir.
Dilimizin en önemli hususiyeti “yükleme en yakın ögenin, anlamca en önemli öge olduğu” hakikatidir. Maksadımızı, sorulduğu var sayılan hayalî cümlelere göre ifade ederiz.
“Ali bugün dershaneye kardeşiyle gitti.” cümlesi, “Kimle gitti?” sorusuna cevap niteliğindedir. Yükleme en yakın kelime de bu sebeple “kardeşiyle”dir. Cümle vurgusu “kardeşiyle” kelimesindedir yâni. Yükleme en yakın olan bu kelimeyi, diğer kelimelere göre toptan vurgulu okur, baskılı söyleriz. (Cümle vurgusu buna denir.)
“Bugün Ali … dershaneye gitti.” denmişse, asıl maksat Ali’nin nereye gittiğini ifade etmektir. Cümle vurgusu “dershaneye” sözündedir.
“Ali … bugün gitti.” ifadesinde ise önemli olan, eylemin “ne zaman” yapıldığıdır.
“Dünya dolusu belâ başında vardır.” demekle Üstad, cümle vurgusunu “başında” lafzına çekmiştir.
İnsanda “Bana ne?” ibâresiyle dışa vurulan, bir nemelâzımcılık vardır. Kişinin, kendini ilgilendirmeyen hususlar için “Bana ne?” demesi bir meziyettir lâkin, maalesef şeytanın telkiniyle kişi merak duygusunu da ters kullanmakta. En lüzumlu şeyler için “Bana ne?” der, fakat lüzumsuz şeylerle ilgilenmeye sıra gelince durum bilakistir. Üstadın ifadesiyle:
“… çoğu sana ait olmayan ve fuzûlî bir surette karıştığın ve karıştırdığın mâlâyâni meşgalelerdir. En elzemini bırakıp, güya binler sene ömrün var gibi en lüzumsuz malûmat ile vakit geçiriyorsun.........
