menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bu halk onu çok sevdi

12 0
21.04.2026

Onlara, Emirdağ’a Bediüzzaman’ı ziyaret edeceğini söyleyince, ona mürekkepli kalem ucu içinde bulunan küçük bir kutu verdiler. Bir süre sonra, Bediüzzaman’a kâtiplik yapmış olan Kâtip Osman da iki kilo ağırlığında kiraz dolu bir sepeti götürmesini söyledi. Mehmet Metin, Bediüzzaman’ın hediye konusundaki hassasiyetini bildiğinden, bunu götürmek istemedi. Kâtip Osman ise ısrar ederek, “Nur bahçesinin mahsulüdür dersin” diyerek sepeti mecburen aldırdı.

Mehmet Metin, Emirdağ’da “Çalışkanların dükkânı”na gitti. Emaneti getirdiğini söyledi. Kısa bir zaman sonra, Bediüzzaman’ın talebesi Zübeyir Gündüzalp dükkâna geldi. Mehmet Metin, kutuyu ve sepeti ona verince, sepeti almadı ve “Üstad’ın bir şey almadığını bilmiyor musun kardeşim?” dedi. Mehmet Metin, Zübeyir Gündüzalp’a Bediüzzaman’ı ziyaret etmek istediğini söyledi. Zübeyir Gündüzalp, “Çok rahatsız” dedi. Mehmet Metin: “Ne olursunuz, karşıdan bari göreyim” dedi. Zübeyir Gündüzalp, “Günlerdir ziyaret için bekleyenler var” dedi. Israrına devam edince, “Tamam” diyerek onu odasına götürdü.

Bediüzzaman gerçekten çok hastaydı. Sanki vefat edecek gibi bir durumda görünüyordu. Sesi gayet az çıkıyordu. Mehmet Metin eğilerek konuştuklarını dinlemeye çalıştı. Anladığı tek şey, “Hastayım, dua edin.” sözleri idi. Yanında fazla kalamadan dışarı çıktı.

Dışarıda Mehmet Metin, Zübeyir Gündüzalp’a, “Üstad cuma namazına çıktığı zaman nerede namaz kılar? Bugün ben de onun kıldığı yerde cuma namazını kılmak istiyorum.” dedi. Zübeyir Gündüzalp: “Camide yukarı mahfile çık.........

© Yeni Asya