menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Teveffeni

12 0
11.07.2026

Herkesin kendine göre Yusufî sıkıntı ve huzur dolu anları vardır. İmtihanın en çetini de yine Yusuf’un (as) imtihandır. Ondaki ismet sıfatına rağmen bir beşer olarak hemcinsine bir anlık meyil duyması, doğrusu onun insan ve erkek olduğunun fıtrî alâmeti olurken, o hâlden de sırf Allah rızası için çekilmesi ise ihlâsın, beşer tarihine kaydedilen en güzel ibreti olmuştur.  

Bunları anlatırken, kendi hayatımı araştırmaya gitti aklım. Hayatımda Yusufî hâllerden dip ve tavan yaptıklarımı aradım, düşündüm.

Diplerimin çokluğu beni ahir ömrümde hakikaten pek ziyade hüzünlendirdi. En kıymetli vakitlerimi, en kıymetsiz şeylere sarf etmenin ziyanı, telafisi mümkün gözükmeyen bir kayıp gibi hatıralarıma yer etti, dediğimde, “Allah’ın rahmetinden ümidini kesme!”, müjdeli ikazı da önümdeki hayata ümitli bakmamı sağladı.

Düşmekte olan uçakta ateist kalmaz, denilir. Hayat apartmanının yıkılmaya yüz tuttuğu devrede, geçmişin hataları sebebiyle şimdide vuku bulan yıkımı görünce, nefsim istiğfara başladı. Evet, benim âlemimin güneşi henüz batmadığı için ümitli olmalıydım. Günahım ne kadar fazla olursa olsun, Allah’ın affediciliğinin daha fazla olduğuna imanım, yere serilmekte olan ümidimi ayağa kaldırdı.

Bu duygu ve düşünceler, hayatımın diplerde dolaşan hatıralarını ifade ediyor. O hatıralardan elimde kalan -imanımdan kaynaklanan- ümidimin diri olmasıdır, hamdolsun.

Hikâye bu ya, hesap kitap divanında adamın birinin hesabı görülür ve emir gelir, alın götürün Cehenneme diye. İki kolunda zebanilerle giderken arada bir durup, geriye merakla bakar. Birkaç sefer bu........

© Yeni Asya