Kütüb-i Sitte nedir, hadisler nasıl korundu? (1)
Ashab-ı Kiram, Resûlullah’ın (asm) her sözünü büyük bir dikkatle dinliyor, ezberliyor ve gelecek nesillere eksiksiz ulaştırmaya çalışıyordu. Güçlü hafıza kültürü sayesinde hadisler önce sözlü olarak muhafaza edildi. Bunun yanında Abdullah b. Amr b. Âs gibi bazı Sahabîler hadisleri yazıya da geçiriyordu. Böylece sünnet, daha Asr-ı Saadet’ten itibaren hem hafızalarda hem de yazılı sahifelerde korunmaya başlandı.
İslâm’ın geniş coğrafyalara yayılması ve Sahabîlerin birer birer vefat etmeye başlaması üzerine hadislerin sistemli şekilde toplanması ihtiyacı doğdu. Hicrî İkinci Asır’dan itibaren hadisler büyük bir titizlikle derlenmeye başlandı. Hadis âlimleri, bir rivayeti kabul etmeden önce onu nakleden kişilerin güvenilirliğini, hafızalarını, ahlâklarını ve birbirleriyle görüşüp görüşmediklerini araştırıyorlardı. Bu titiz çalışma, dünya ilim tarihinde benzeri az görülen bir ilmî tenkit metodunun doğmasına vesile oldu.
Bu uzun ve meşakkatli çalışmaların neticesinde, Hicrî Üçüncü Asır’da hadis ilminin en güvenilir kaynakları kabul edilen altı büyük eser ortaya çıktı. Bunlara Kütüb-i Sitte, yani “Altı Kitap” adı verildi. Bu eserler; Sahih-i Buharî, Sahih-i Müslim, Sünen-i Ebu Davud, Sünen-i Tirmizî, Sünen-i Nesâî ve Sünen-i İbni Mâce’dir. Özellikle Sahih-i Buharî ile Sahih-i Müslim, hadis seçimindeki üstün titizlikleri sebebiyle “Sahîhayn” adıyla anılmış ve İslâm âlimleri tarafından en güvenilir hadis kaynakları arasında kabul........
