menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bağımlılık ve Hürriyet-i Kalbiye (1) - Ruhun prangası

4 0
03.03.2026

Siyasî prangaların kırıldığı, seyahat yasaklarının kalktığı, bilginin parmak uçlarımıza kadar geldiği bir çağda aslında ruhlarımıza takılan görünmez prangaların ağırlığı altında acı çekiyoruz. Bağımlılık dediğimiz olgu, artık sadece sapa köşelerde kullanılan kimyasal maddelerden ibaret bir vaka değil. 

Bugün bağımlılık, modernitenin insan ruhunu eşyaya ve hadisata hapsetme operasyonunun doğal bir sonucudur. Bağımlılığı tanımlarken içine düştüğümüz en belirgin hata, onu sadece bir irade zayıflığı olarak görmek. Oysa olay iradenin yokluğu değil, iradenin yanlış bir merkeze yönelmesidir. 

İnsan fıtraten kul olmaya programlanmış bir varlıktır. Kalbindeki nihayetsiz beka aşkı ve bağlanma ihtiyacı, hakiki merkezini yani Sâni-i Zülcelal’i bulamadığında, bulduğu ilk fânî lezzete yahut geçici bir heyecana yahut da parıltılı bir cazibeye adeta demir atmakta. İşte bu noktada bağımlılık, doğal bir ihtiyacın gayr-ı meşru ve yanlış bir mecrada boğulması halidir. Bediüzzaman Hazretlerinin “hürriyet-i Şer’iye” tanımındaki ince çizgi, yani ne nefsine, ne de başkasına tahakküm etmeme düsturu unutulunca; bugün hürriyet, bağımlılık eliyle bizzat nefsin kendi kendine tahakkümü haline dönüşmüştür.

Analitik bir bakışla incelediğimizde, modern esaretin üç ayak üzerine kurulduğunu görürüz. Nesneleşme, uyuşma ve anlam kaybı. Eskiden bağımlılık bir kaçış yolu iken, şimdilerde bir yaşam biçimi haline getirilmektedir. Akıllı telefonlarımıza her beş dakikada bir bakma ihtiyacı hissetmemiz, sosyal medyadaki o bitmek bilmeyen onaylanma arzumuz veya tüketim çılgınlığıyla aldığımız ama hiç kullanmadığımız eşyalar... Bunların her biri, ruhun açlığını susturmak için kullanılan geçici emziktir. Fakat bu emzikler karnı doyurmaz, sadece açlık hissini erteler ve nihayetinde mideyi değil, ruhu dağıtır. İnsan, onurlu bir varlık olarak yaratılmışken bir algoritmanın, bir kimyasalın veya bir ekranın oyuncağı haline gelmesi, kelimenin tam anlamıyla bir sukuttur yani düşüştür.

Peki, neden bu kadar kolay bağımlı oluyoruz? Çünkü modern dünya, sabır ve tefekkür üzerine kurulu olan hakikî lezzet yerine; anlık keyifleri o boşluğa yerleştirdi. Bir meyvenin yetişmesi için mevsimlerin geçmesini beklemekten aciz kalan insan, mutluluğu da bir tuşla veya bir sözle hemen elde etmek istiyor. Bu sabırsızlık, irademizi köreltiyor. İradesi zayıflayan insan ise, dışarıdan gelen her türlü manipülasyona açık hale geliyor. “Ben istersem bırakırım.” cümlesi, bu esaretin en büyük savunmasıdır. Oysa bırakamadığımız her alışkanlık, aslında şahsiyetimizi eritmektedir.

Bağımlılığın panzehiri, sadece yasaklamak değildir. Yasaklamak, akıntının önünü geçici olarak kesmektir. Fakat asıl mesele akıntının yönünü değiştirmektir. İnsanın kalbindeki muazzam boşluğu dolduracak ulvî bir gaye, manevî bir meşguliyet ve kâinatın hakikatine dair bir merak uyanmadığı sürece bir bağımlılığı bırakıp diğerine sığınmak kaçınılmaz olmaktadır. Bugün toplumun büyük bir kesiminde görülen huzursuzluk ve tatminsizlik, aslında bu kimliksiz bağımlılıkların bir sonucu... Özgür olduğumuzu sandığımız hapishaneden kurtulmanın ilk adımı, duvarların farkına varmamızdan geçmektedir.

Netice itibarıyla, bağımlılığı bir hürriyet davası olarak ele alacağız. Kendini tanımayan, nefsinin zaaflarını bilmeyen ve iradesini Sünnet-i Seniyye gibi sağlam bir kaleye dayamayan her insan, modern çağın rüzgârları önünde savrulmaya yönelmektedir.

Bağımlılık ve Hürriyet-i Kalbiye (1) - Ruhun prangası

Kökümüz mazide, gözümüz âtîde

Görüntünün ötesinde kalanlar (5) - Bir yol mümkün mü?

Görüntünün ötesinde kalanlar (4) - Çocukluk neye alışırsa

Görüntünün ötesinde kalanlar (3) - Görünmeyen bir inkâr

Görüntünün Ötesinde Kalanlar (2) - Üç günlük dünya senaryosu

Ekran masum değildir - Görüntünün ötesinde kalanlar (1)

Neyi terbiye etmek gerek?

Değişen çağda mahremiyeti ve aileyi hatırlamak

Mü’minlerin annesi Aişe-i Sıddîka

Cebrail’den (as) bir nezaket dersi

İki kitap, iki şeriat ve insanın tekâmülü

Kâbe’de Hacılar “hu” der Allah!

Ramazan vicdanlarımıza da inmeli

Bağımlılık ve Hürriyet-i Kalbiye (1) - Ruhun prangası

Şubat ayından bu yana Etiyopya topraklarından Sudan'a İHA'lar giriyor

Yunanistan ve AB üyesi 7 ülke, Fransa'nın "nükleer şemsiyesi" altına girmeye hazırlanıyor

Almanya ve Fransa üst düzey nükleer kontrol grubu kurdu

"Trump çılgın ve suçlu politikasını sürdürürse, 3. Dünya Savaşı başlayacak"

Avrupa ülkeleri ABD'nin İran'a saldırılarını destekliyor

Kolombiya Cumhurbaşkanı'ndan Orta Doğu için acil barış çağrısı

"Onlara sert bir darbe vurmaya bile başlamadık. Büyük dalga yakında geliyor."

Malatya Battalgazi'de 4,3 büyüklüğünde deprem

İran'da Geçici Liderlik Konseyi Üyesi: ABD-İsrail hesap hatası yaptı

"Arap ülkelerine yönelik saldırılarını derhal durdur"

Alman hükümetinin, İran’a karşı askeri saldırılara katılma niyeti olmadığını söyledi

"İran, nükleer şantajlarına kalkan olarak güçlü füzeler yapıyordu"

AB için acil bir enerji arz güvenliği endişesi bulunmuyor

Ürdün hava sahasını kısmen kapattı

"Düşmanlarını yanlış hesaplamalarından dolayı pişman edeceğiz”

Netanyahu'nun ofisi Hayber füzeleriyle hedef alındı

Güney Sudan'da silahlı saldırı: 169 ölü, 50 yaralı

ABD ordusunun İran'a yönelik saldırılarına hiçbir şekilde yardım sağlamıyor

Tuzla Palas Gölü 41 yıl sonra yeniden 30 kilometrekareye yükseldi


© Yeni Asya