menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir vasiyet yazdım, hayatı(mı) gördüm

15 0
09.06.2026

Bir gün oturdum ve vasiyet yazmaya başladım. Kalemi elime aldığım anda bunun sadece bir yazı olmadığını fark ettim. Bu, doğrudan doğruya bir ölüm tefekkürüydü.

“Ben öldükten sonra…” diye düşünerek cümleler kurmaya başladım. Arkamdan bu yazıyı okuyacak ailemin ruh halini hayal ettim. Eşimin, çocuklarımın ne hissedeceğini, neye ihtiyaç duyacağını düşündüm. Ardından kendi hayatımı gözden geçirdim. Geride ne bırakıyorum, söylenmemiş sözlerim var mı, helalleşmem gereken insanlar kimler, eksik bıraktıklarım neler… Bütün bunları düşünürken aslında önemli olanla önemsiz olanın yavaş yavaş ayrıştığını fark ettim.

Maddî meseleleri yazmak nispeten kolaydı ama asıl zor olan manevî tarafıydı. Yazdıkça hem sadeleştim hem de bazı şeyleri yeniden değerlendirdim. Nihayet metni bitirdim, zarfın üzerine “M. Said Bayraklılar’ın vasiyetidir, öldüğünde açınız” diye yazdım ve kapattım. Fakat tam o anda içimden “şunu da yazmalıydın” düşüncesi geçti. O an şunu anladım: İnsan, hayattayken bile kendini tamamlanmış hissetmiyor.

Yazarken çocuklarım yanıma geldi ve ne yazdığımı sordular. “Vasiyet” dediğimde........

© Yeni Asya