menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Epstein dosyası ve Batı’daki ahlâkî çürüme: Sefih medeniyetin iflâsı

17 3
05.02.2026

Dizi: Amerika Mektubu - 1

*“Medeniyet-i sefihe, hevesât-ı nefsaniyeyi tahrik edip beşeri israf, zulüm ve sefahete sevk eder.”

Said Nursî

*”Eğer istersen hayâlinle Nurşin karyesindeki Seyda’nın meclisine git, bak. Orada fukarâ kıyâfetinde melikler, padişahlar ve insan elbisesinde melâikeleri bir sohbet-i kudsiyede göreceksin. Sonra Paris’e git ve en büyük localarına gir. Göreceksin ki, akrepler insan libası giymişler ve ifritler adam sûretini almışlar.”

(Mesnevî-i Nuriye, s. 412)

Amerika ve dünya, yayımlanan Epstein belgeleriyle birlikte bir kez daha sarsıldı. Çocuk istismarı, şantaj ağları, elit isimler, devletle iç içe geçmiş ilişkiler… Belgelerin kendisi kadar sarsıcı olan şey, bu mide bulandırıcı ve tiksindirici tablonun artık kimseyi şaşırtmıyor oluşu. Mesele yalnızca şahsî suçlar, sapkınlıklar ya da “ahlâksız elitler” değildir; asıl problem, bu suçları mümkün ve sürdürülebilir kılan zihniyet, dünya görüşü ve medeniyet tasavvurudur.

Bu yazıda, söz konusu çürümeyi gündelik politik polemiklerin ötesine taşıyarak, daha derin bir felsefî zeminde ele almayı amaçlıyoruz. Bunun için Batı düşüncesinin içinden bir eleştirmen olan Oswald Spengler ile, İslâm düşüncesinden modern Batı uygarlığını ahlâkî ve metafizik temelleri açısından sorgulayan Said Nursî’nin medeniyet teorilerini birlikte düşünmeyi teklif ediyoruz.

Ortak teşhis

Biri Batı’nın kendi iç dinamikleriyle tükenişini, diğeri ise Hz. İsa’dan tevarüs ettiği değerlerden kopmuş bir Batı’nın insanı ve dünyayı nasıl araçsallaştırdığını anlatır.

Epstein dosyası, bu iki düşünürün farklı geleneklerden yükselen, ama aynı noktada buluşan eleştirilerini, günümüz dünyasında çarpıcı biçimde görünür kılan bir medeniyet aynası işlevi görmektedir. Bu açıdan bakınca Epstein meselesi artık yalnızca kişisel bir suç, sapkınlık ya da “ahlâksız bir milyarderin” hikâyesi değildir. Zira ortaya saçılan her yeni belge, uzun zamandır sezilen, ama yüksek sesle dile getirilmeyen bir hakikati teyit ediyor: Bu, küresel elitlerin bilgisi dâhilinde işleyen bir ahlâkî ve siyasî çürüme düzenidir. Odanın ortasında duran fil ise şudur: Ajanlık, şantaj ve sistematik araçsallaştırma iddiaları.

Bu dokunulmazlık nereden geliyor?

Epstein’in kendisi, çocuk fuhuşunu işlediğini, pedofilinin “normal” olduğunu ve çok sayıda ünlü isim hakkında “kirli bilgilere” sahip bulunduğunu saklama ihtiyacı duymayan, hatta bununla övünen bir figürdü. Bu pervasızlık, ancak dokunulmazlık hissi olan birinin sergileyebileceği türden bir........

© Yeni Asya