Nur hizmetleri nasıl olmalı?
Zamanın idarecileri Üstad Bediüzaman’ın nüfuzundan faydalanmak ve yanlarına çekmek için hemen çoğu insanın reddedemeyeceği göz kamaştırıcılıkta mebusluklar köşkler, saraylar, yüksek maaşlarla teklif ettiler. Üstelik “İman, Kur’ân hizmetlerini yapabilirsin” vaadleriyle.
Zahiren samimî ve makul teklifler gibi görünse de derin basiretiyle ve ferasetiyle Üstad bu gibi teklifleri yapanların samimî olmadıklarını, gayelerinin kendisini karanlık emellerine alet etmek olduğunu, onu ulvi davasından vazgeçirmek çalışacaklarını, dolasıyla bunun tehlikeli bir tuzak olduğunu fark eden Üstad hiç tereddüt etmeden bu samimiyetsiz idarecilerin yaptıkları bütün parlak tekliflerini reddettiğini biliyoruz.
Bu teklifleri neden reddettiğini soranlara da Üstadın kısaca; ”O teklifleri kabul etseydim, hiçbir şeye alet olmayan Risale-i Nur olmazdı…” gibi dikkat çekici bir cevap verdiğini görüyoruz.
Üstad Bediüzzaman’ın bu net ve bir o kadar da dikkat çekici tavır ve duruşu Nur hizmetleriyle din-i mübîne hizmeti gaye edinen hadimler için de birer ölçü, tavsiye olmaktan öteye ciddiye alınması gereken bir ikazdır aynı zamanda.
Hadimler olarak bizler de iman ve Kur’ân hizmetimizi gerek siyasî iktidardan, gerek devletin herhangi bir kurum ve kuruluşundan herhangi bir beklentiye girmeden, maddî veya manevî herhangi bir teklifte bulunmadan tamamen bağımsız bir şekilde yapmakla mükellefiz.
Hatta söz konusu........
