menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sandıktan çıkan mesaj: Otoriterliğin sınırları

11 0
24.04.2026

Yıllarca “millî irade” ve “hürriyet” sloganlarıyla öne çıkan Viktor Orban, bugün geldiği noktada otoriterleşme eleştirilerinin odağında yer aldı. Nihayet seçimi kaybetti. Bu tablo, modern dünyada liderlik anlayışının nasıl bir dönüşüm geçirdiğini göstermesi bakımından dikkat çekicidir.

Hürriyet Vaadinden Otoriterliğe

Orban’ın gençlik yılları ise bambaşka bir hikâye anlatıyordu. Sovyet baskısına ve Komünist rejime karşı mücadelenin sembol isimlerinden biri olarak, Imre Nagy’nin cenazesinde yaptığı ateşli konuşma hâlâ hatırlardadır. O günlerde hürriyet, demokrasi ve Batı ile entegrasyon vaatleriyle yükseldi. Toplumun geniş kesimlerinden destek gördü.

Ancak zamanla farklı bir yola girdi. Avrupa Birliği’ne mesafe koydu. Vladimir Putin gibi otoriter figürlerle yakın ilişkiler geliştirdi. Bunun yanında, Donald Trump ve Benjamin Netanyahu gibi liderlerle de ideolojik yakınlık ve karşılıklı destek mesajları verdi. Bu tablo, farklı coğrafyalarda benzer siyasî üslup ve yönetim anlayışlarının birbirine temas ettiğini gösteriyor.

Orban’ın bir diğer dikkat çekici yaklaşımı ise Macar kimliğini “Turan” ve Orta Asya kökleriyle ilişkilendirmesiydi. Bu söylem üzerinden Türkiye gibi ülkelerle yakınlık kurmaya çalıştı. Gerçekten de Macarların tarihî kökenleri belirli ölçüde Orta Asya kavimleriyle irtibatlandırılır. Ancak bu tarihî bağların, günümüz siyasetinde otoriterliğe dayanak yapılması ciddi bir tartışma konusudur.

Lider Kültü ve Toplumların İmtihanı

Burada asıl soru şudur: Liderlere neredeyse kutsallık atfeden, sorgulamayan bir anlayış genetik bir miras mıdır? Yoksa tarihî şartların ve ideolojik etkilerin bir sonucu mu? The Economist’in yıllar önce dikkat........

© Yeni Asya