Hayatın dinamiklerinden: Tuz (1)
Bütün canlılarda olduğu gibi, insanın yaradılış programında da bulundurulan tuzda, bilinen bütün mineral ve elementler İlâhî ilim-kudret ve irade ile sentezlenmiştir. Canlıların tuz ihtiyacını bilen Cenab-ı Hak (cc), sonsuz hikmetiyle bu nimeti dağ ve denizlerde yığınlarla depolamıştır. Tuzsuz bir hayat düşünülemez. Denizlerin -25 oranında tuzlu yaratılması, denizlerdeki canlıların hayatı ve dünyayı kokuşmaktan koruma ve oksijen kaynaklarının ayarlanması hikmetleriyle alakalıdır. Zararlı gaz ve maddelerin oluşmasını engellemede tuz, Kuddûs ismine ayna olmaktadır.
Tuzun insan hayatındaki değeri yüksektir. Kristal kaya tuzundaki elementler, vücudumuzda bulunan bütün elementlerle denk ve benzerdir. Bu elementlerin değişik kimyasal tepkimeleri sonucunda, organizmada hayatı tanzim eden fonksiyonlar meydana gelir. “Tuzdaki potasyum ve sodyum elementleri olmasaydı, bırakın harekete geçmeyi, düşünmemiz bile mümkün olamazdı! Tek bir bardak su içebilmek için bile milyonlarca emre, yani sinir hücrelerinin uyarısına ihtiyacımız var. Her şey tek bir düşünce ile başlıyor, düşünce ise, elektromanyetik titreşimden başka bir şey değil. Bu titreşimin oluşması ve emirlerin ilgili kaslara ve organlara ulaştırılması, tuz sayesinde gerçekleşiyor. Tuzun doğal elementlerinden yoksun kaldığımızda, kendi içimizde iletişimsizlik yaşarız. Kronik enerji eksikliği ve bundan kaynaklanan bilgi aktarım eksikliği bedenimizi yorar. Tuz tedavi edici bir madde değildir. O daha çok, sağlıklı hayat sürebilmek için ihtiyacımız olan elementleri bize sağlayan, sıra dışı yetenekleri ve özellikleri olan bir ‘gıda maddesidir.’ ” 1
İnsan organizmasının ve sağlıklı hayatın temel dinamiklerinden olan tuzun, yaradılış özellikleri tahribata uğratıldığından, beyaz........
