İş dünyasının AB imtihanı
Elbette AB üyesi olmanın maliyetleri de vardır. En başta kaliteli mal üretmek ve ürettiği mal ve hizmete her yerde sahip çıkmak icap eder. Kısa dönem kârlarını düşünenler için bu faydalı bulunmasa da, uzun dönem için hem iş dünyasının, hem de milletimizin menfaati bu yöndedir.
Ülkemizin AB üyelik yolu çok inişli ve çıkışlı olmuştur. Bizden çok sonra üyelik için müracaat eden eski ‘demir perde ülkeleri’ dahi AB üyesi olabildi. Türkiye ise henüz üye olmadığı gibi yakın zamanda bu ihtimal de pek görünmüyor.
Türkiye’yi idare edenler kolay yolu tercih edip “AB bizi oyalıyor, bizi üye yapmıyor, ne yapsak ne etsek bizi kabul etmezler” diyerek görünüşte inandırıcı bir kampanya yürütüyorlar. Oysa ülkemizin AB’ye üye olması milletimizin menfaatineyse bu yolu kapatmamak icap eder. Velev ki bazı AB üyesi ülkeler ve idareciler bizi engellemek için bahaneler üretmiş olsun.
Herkesin bildiği ve gördüğü üzere Avrupa yekpare bir yapı değildir. “İyi Avrupa” ve “Kötü Avrupa” anlayışı olduğuna göre Türkiye’yi idare edenlerin yapması gereken şey, “İyi Avrupa” ile ilişkileri geliştirmek ve “Kötü Avrupa”nın engelini bu yolla aşmak olmalıdır. Bazı AB idarecileri Türkiye’nin üye olması için samimi olarak gayret gösteriyorlar. Velev ki bu gayret kendi ülkelerinin menfaati gereği olsun. Türkiye’nin de bu üyelikte faydası varsa niçin ısrarcı olunmasın?
İş dünyası ve temsilcileri bu noktada........
