menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Herkes sizin gibi düşünmek zorunda mı?

12 0
13.10.2026

Müfteriler, değişik iftiralar atarak Üstad Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerini ve onun telif ettiği Risale-i Nur eserlerini karalama yarışına girmiş durumda. İddiaları daha doğrusu iftiraları tekrarlamaya hacet yok, çünkü Risale-i Nur meydandadır ve bu meydanda olma hali de sadece bugüne ait değildir. Risale-i Nur eserleri telif edildiği günden bu yana herkesçe bilinir, okunur ve istifade edilir. Dolayısı ile bilinmeyen bir şeyden bahsediliyormuş gibi açıklamalar yapılmasının bir anlamı yoktur. Hem bu iddiaları ileri sürüp çeşitli iftiralarla Bediüzzaman’ı karalamak isteyenler bilmiyor ki o hiçbir zaman şahsını öne çıkaran bir âlim değildir. Hatta, şahsını mübârek ve makam sâhibi zannedip onu ziyaret etmek isteyenlere “o kapı dahi kapalıdır” der ve şöyle devam eder: “Çünkü ben kendimi beğenmiyorum, beni beğenenleri de beğenmiyorum. Cenâb-ı Hakk’a çok şükür, beni kendime beğendirmemiş.” (Mektubat, Yirmi Altıncı Mektup, s. 575) 

Dolayısı ile Bediüzzaman’a ve Risale-i Nur’a iftira atmak boşuna bir gayrettir.

Müfterilerin unuttuğu bir nokta daha var: Bu eserler telif edildiği yıllarda her türlü “inceleme”den geçmiş, değişik iddialarla mahkemelerde yargılanmıştır. Neticede hak yerini bulmuş ve Risale-i Nur’u üfleyerek söndürmek isteyenlerin kendi fikirleri sönmüştür. Zaten Risale-i Nur’un okunması, kök salması buna en büyük delildir. 

Esasında Risale-i Nur kendi hizmetini yapar, kendisine sahip çıkacak elleri bulur ve şimdiye kadar da bulmuştur. Çünkü bu eserler Kur’ân’ın asrımızın ihtiyaçlarına cevap veren bir tefsiridir. Dolayısı ile müfterilerin iftiralarından kimsenin de korktuğu yoktur. Bu müfteriler Risale-i........

© Yeni Asya