Vicdan sekirde, insaf baygın, akıl firarî
Zengin değildik, mütevazı bir hayat yaşadık. Lâkin mutluyduk.
Okul servisimiz yoktu. Uzak yakın, kar-kış demeden okula giderdik.
Tatil nedir? Bilmezdik. Okullar kapandığında, köyde yaşıyorsak anne babanın yardımına koşar, şehirde yaşıyorsak bir şeyler satarak veya işçilik yaparak aile bütçesine katkı sağlardık.
Hayallerimiz, ümitlerimiz vardı. Ne gariptir ki çoğu zaman hayallerimize ulaşır, ümitlerimize kavuşurduk.
İlgi ve yeteneklerimiz nedir bilmezdik. Rehberlik ve psikolojik danışmanımız yoktu. Ancak ideallerimiz vardı. İdeallerimiz birden fazla olurdu. Biri olmazsa, biri mutlaka olurdu.
Herkesin bir görüşü vardı. Bu görüş; vatan ve milletin refahı, gelişimi için bir şekil adanmışlıktı. Biz hayat boyu okumaktan usanmazdık. Bir işi sevmesek başka işte mutlaka yer bulurduk. Bizzat kendim birçok mesleği icra ettim.
Bu meslekler öğretmenlik, uzmanlık, denetçilik ve yöneticilikti. Birçok sosyal sorumluluk çalışmalarına aktif olarak katıldım.
Yeter mi? Elbette yetmez. Çünkü vatan borcu, hayat boyu ödenen bir görevdir.
Şair mısralarında:
“Ülkü denen nazlı........
