Bayramlar bayram ola
Ana, bu bayram mı? Aman çok ayıp
Çocukken gördüğüm bayramlar hani?
Mübarek elleri öpüp, koklayıp
Yüzüme sürdüğüm bayramlar hani?
Hani ya o özlem, hani ya o tad?
Ne dışım kaygusuz, ne içim rahat
Haftalar öncesi her gün, her saat
Babamdan sorduğum bayramlar hani?
Nur yağan geceler, gündüzler nerde?
Neşe paylaştığım öksüzler nerde?
Dost yollar, dost evler, dost yüzler nerde?
Huzura erdiğim bayramlar hani?
Kar çiçeğim solmuş kar yatağında
Can verir ırmağın dar yatağında
Arife gecesi yer yatağında
Üstüme serdiğim bayramlar hani?
Bayram demek takvimdeki yazı mı?
Bayram hasret, bayram ağrı, sızı mı?
Açıp yüreğimi, yumup gözümü
Özüne girdiğim bayramlar hani?
Bayram af günüdür, barış günüdür
Bayramlar rahmete giriş günüdür
Bayram, hak menzile varış günüdür
Gönlümü verdiğim bayramlar hani?
Özüne uymayan ve özünde yaşanmayan her eylem zamanla ruhsuz bir ritüele dönüşür. Özünden uzak ritüeller zaman ve emek kaybına yol açar. Hâlbuki bayramlar; barış, coşku, heyecan, enerji, ruhu canlandırmak için önemli bir fırsattır. Hürriyet, millî irade, inanç, sevgi ve barış vazgeçilmez temel değerlerdir. Özde bayramlar rehavetten sıyrılmanın, uyuşukluktan çıkmanın, uykudan uyanmanın alarm dilleridir.
Bu bağlamda 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı da TBMM’nin ve milletvekillerinin vazifelerinin ve gereğinin ve ne oranda yerine getirdiklerini değerlendirilmesi gereken mekanizmadır. Oysa bugün sadece sembolik olarak çocukların makamlara oturtulduğu ve şiirler söyletildiği bir ritüelden öteye........
