İttihad-ı kulûb olmadan olur mu?
Ona göre gerçek birlik, sadece aynı çatı altında bulunmak veya aynı düşünceyi savunmak değildir. Asıl birlik, gönüllerin aynı hakikate yönelmesi ve birbirine karşı muhabbet, samimiyet ve hüsnüzan taşımasıdır.
Bugün toplumların en büyük problemlerinden biri, farklılıkların düşmanlığa dönüştürülmesidir. Fikir ayrılıkları, şahısların birbirini dışlamasına; küçük meseleler ise büyük kırgınlıklara sebep olabilmektedir. Oysa Bediüzzaman’ın ortaya koyduğu ölçü, farklılıkları yok etmek değil, ortak hakikatler etrafında birleşmektir.
Bediüzzaman’ın ifadesiyle, “Ruh-u kulüp ittihad-ı kulûbdadır.” Yani cemiyetlerin ve toplulukların hayat veren ruhu, kalplerin birlik ve beraberliğindedir.
Kalplerin ittihadı ise sadece sözle gerçekleşmez. Bunun için samimiyet gerekir. Benlikten sıyrılmak, şahsî menfaatleri geri plana bırakmak, başkasının başarısını kendi başarısı gibi görmek ve kardeşinin kusuruna karşı müsamahalı davranmak gerekir.
Çünkü aynı davaya hizmet eden insanların birbirleriyle mücadele etmesi, enerjilerini asıl hedeflerinden uzaklaştırır. Birlik olması gereken yerde şahsî hesaplar öne çıkarsa, cemiyetin kuvveti zayıflar. Buna karşılık ihlâs ve muhabbet hâkim olduğunda, küçük imkânlarla büyük neticeler ortaya çıkabilir.
Bediüzzaman’ın “ittihad-ı kulûb” anlayışının önemli bir tarafı da meşverettir. Birlik, herkesin aynı düşünmesi değil; farklı düşüncelerin hak ve hakikat ölçüsü içerisinde bir araya gelmesidir. Meşveret, şahısların tahakkümünü değil, ortak aklın ve ortak vicdanın ortaya çıkmasını sağlar.
Bu noktada mesele sadece bir........
