menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir yol muhasebesi

7 0
24.07.2026

​Bediüzzaman bu ikazıyla her devre ve her nesle hitap eden derin bir vicdanî muhasebe çağrısı çünkü zaman ve zemin değişse de hak ile bâtıl, yapıcı ile yıkıcı arasındaki o ezelî mücadele, farklı kisveler altında varlığını sürdürmektedir.

Üstad Bediüzzaman Said​ Nursî’nin “cadde-i kübrâ-yı Kur’âniye” olarak tarif ettiği hat; Kur’ân’ın rehberliğinde ihlâsı, uhuvveti, meşvereti, adaleti ve şefkati esas alan bir istikamet yoludur. Bu cadde, şahısların veya şahsî menfaatlerin değil, mutlak hakikatin peşinden gitmeyi; nefsin bencilliğini değil, vicdanın berrak sesini dinlemeyi gerektirir.

​Ancak insan fıtratı gereği, tarih boyunca olduğu gibi bugün de bu ana caddeden sapmaya sebep olabilecek pek çok insanî zaaf mevcuttur. Kırgınlıklar, şahsî ihtilaflar, dünyevî hesaplar, makam beklentileri veya anlık öfkeler, insanı farkında olmadan o asil ve büyük gayesinden uzaklaştırabilir. İşte Üstadın tam bu noktada koyduğu teşhis ile insan, içinde zerre kötü niyet taşımadan, hatta kendince haklı gerekçelere sığınarak bile hak cephesine zarar verebilir; neticede hakikate düşman odakların işini kolaylaştırabilir.

​Burada Mü’mince bir duruşun temel ölçüsü, sadece niyetin temizliğiyle yetinmeyip, atılan adımların doğuracağı neticeleri de basiretle tartabilmektir. Çünkü bazen saf bir niyetle ya da haklı bir gücenmeyle yaşanan bir ayrılık, bir kopuş; hakikatin asıl gücü olan birlik ve dayanışma ruhunu zedeler. 

Daima kusur arayan mütecessis bir göz yerine ıslah edici bir........

© Yeni Asya