menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İnsanda ölüm düşüncesi

15 0
24.02.2026

“Mevt dahi hayat gibi mahlûktur; hem bir nimettir. Mevt, vazife-i hayattan bir terhistir, bir paydostur, bir tebdil-i mekândır, bir tahvil-i vücuttur, hayat-ı bâkiyeye bir davettir, bir mebdedir, bir hayat-ı bâkiyenin mukaddimesidir.” 1 

“Ölüm, ehl-i iman için bir terhistir. Ecel terhis tezkeresidir, bir tebdil-i mekândır, bir hayat-ı bâkiyenin mukaddimesi ve kapısıdır. Zindan-ı dünyadan çıkmak ve bağistan-ı cinâna bir uçmaktır. Hizmetinin ücretini almak için huzur-u Rahman’a girmeye bir nöbettir ve dâr-ı saadete gitmeye bir davettir.” 2

Kur’ân-ı Kerîm’de, “Her nefis (can) ölümü tadacaktır.” 3 ayetinden hareketle Bediüzzaman ölümde hayat gerçeğini şu ifadelerle açıklamaktadır:

“Nev-i insanî bir nefistir; dirilmek üzere ölecek. Ve küre-i arz dahi bir nefistir; bâkî bir surete girmek için o da ölecek. Dünya dahi bir nefistir; âhiret suretine girmek için o da ölecek” 4

Toprağa atılan tohumun çürüyüp açılması, hava âleminde sünbül olarak hayat bulmasını sonuç vermektedir. Tohum için bu şekilde bir çürüme yani ölüm, tohum olarak hayata devam etmekten daha değerli bir durumdur. Aynen onun gibi ölümle toprağa atılan insan da ebedî saadet sünbülünü verecektir. Bu görüşün ışığında ölüm, yeni bir hayatın başlangıç safhası olmaktadır. Said Nursî, bir başka ifadesinde ölümün mahiyetini şöyle değerlendirmektedir:

“Mevt idam değil, hiçlik değil, fenâ değil, inkıraz değil, sönmek değil, firak-ı ebedî değil, Âdem değil, tesadüf değil, fâilsiz bir in’idam değil. Belki, bir Fâil-i Hakîm-i Rahîm........

© Yeni Asya