Sen affetsen ben affetmem!
Önce hakikaten af dilemiş ve hatta eşi psikiyatrist İlyas Kaya adına da af dilemiş sandık, ama baktık ki öyle değil. Sadece “bütün görevlerinden affını” dilemiş.
Af dilenme açıklamasında “ben masumum, bu bir komplo” ya da “ben suçluyum, kabul ediyorum” dememiş olması AKP’lilerin çok canını sıkmış. Geçelim.
AKP Sözcüsü Ömer Çelik de konuyla ilgili açıklamasında aynen şöyle söylemiş: “Af talebi Cumhurbaşkanımızca kabul edildi. Artık MYK ve MKYK üyemiz değil.”
Biz, CHS denilen ucubeye geçildikten sonra bakanlar ve bürokratlar için icat edilen bu “affını isteme” ve “affedilme” meselesi ile ilgili olarak “bu padişah diline ve saray üslubuna alışmayacağız” dedikçe ve konu hakkında yazı yazdıkça iş daha da büyüyor. (Af ve istifa Arapçada aynı kökten geliyormuş. Ne garip.).
Örnek bir yazımızın linki:
https://www.yeniasya.com.tr /ahmet-battal/bunun-adi-cokustur_554310
O kadar ki parti yöneticileri dahi genel başkanlarını saray padişahı gibi görüp gösterir oldu. Demokraside nerelere geldik Yarabbi...
Ve parlamenter sisteme dönüş gerekliliğinin en önemli delillerinden biri de bu. Unutmayalım.
15 Temmuzdan sonra cumhurbaşkanının “Allah ve milletimiz bizi affetsin” dediğine şahit olmuştuk.
Allah’ın, hangi hata hususunda kime ne edeceği henüz bize malum değil. Milletin ne kadarının ne edeceği de henüz tam olarak belli değil zira milletimiz bu son on senede yeni bir dil öğreniyor ve hayli geliştirdi. Karınca dili denilen bu dilde karın bölgesi kasları çalıştırılıyor. Bazı yerlerden “mmmmaffettiniiiiz” diye bir ses geliyor da biraz ekolu geliyor, hece ayrım yerleri tam anlaşılamıyor.
Gelelim soruya: Önce başlıktaki........
