Bize dininizi öğretin diyenlere…
Göçmen durumundaki siyahîler, Mağribîler ve Araplar bu şartı çok da önemsemiyorlar. Zira çözümü kolaylıkla buluyorlar.
Ancak Türkiye’den göçmüş olan ciddi bir nüfus da var ve bu kural, lider durumundaki “Türklerin camileri” için de geçerli.
Yani Avrupa devletleri, Avrupa’da bir camide Türkiye’den geçici giden dilsiz din görevlisi istihdamı yerine, Avrupa’da doğup büyümüş ve bulunduğu ülkenin dilini anadili gibi bilen kalıcı-düzenli ve sürekli görev yapacak dilli din görevlisi bulunmasını teşvik ve hatta cebrediyor.
Bu kararın ve zorlamanın en önemli ve görünen sebebi şu:
Oralardaki camiler kanunen dernek malı statüsünde. Yani camiler derneklerin sosyal mekânları olarak görülüyor. Ve devletler; lokal ve benzeri yerlerde yaptıkları rutin güvenlik denetimi kapsamında, bilhassa vaaz ve hutbelerde neler söylendiğini de haklı olarak bilmek istiyorlar.
Daha da önemlisi caminin sahibi şeklen dernek yönetimi, ama caminin sürekli ve fiilî müdebbiri imam. Ve imamın hem komşularla ve hem de resmî otoritelerle makul şekilde muhatap olabilmesinin yolu dil bilmesinden geçiyor. Bu sebeple dil bilen imam istiyorlar.
Bu zorlama buralardan anlamsız görünüyor. Oralardaki bazı dindarlara da bir tür “din düşmanlığı” ya da müdahale gibi görünüyor.
Ancak makul düşünen dernekçiler bu........
