menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Cesur hâkim Vehbi Sabuncuoğlu

9 0
31.03.2026

Yıllardır süren mahkemeler, sorgular, suçlamalar… Risale-i Nur talebeleri için her duruşma bir imtihan, her karar bir yara olmuştu. Yedi mahkeme geride kalmış, hepsi beraatla sonuçlanmıştı, ama yüreklerdeki sızı dinmemişti. “Ya sekizincisi?” diye iç geçiren gözler, o 29 Mayıs sabahı yine adliye koridorlarında dua dua bekliyordu.

Savcı Abdullah Battal… O, Ankara Hukuk Fakültesi yıllarında Risale-i Nur’la tanışmış, Bediüzzaman Hazretleri’nin huzurunda gözyaşlarıyla dua almış, avukatlığı bırakıp köy köy, kasaba kasaba hizmet etmek istemiş bir adamdı. Ama Üstad’ın “Emekli oluncaya kadar mesleğine devam et” sözüyle savcılık koltuğunda kalmıştı. Kalbi Nurlarla dolu, vicdanı sızlayan bir savcı. Karşısında ise hâkim Vehbi Sabuncuoğlu… O da Çorumlu, o da Nur talebesi. İkisi de aynı acıyı, aynı ümidi taşıyordu yüreklerinde. 

Takipsizlik kararı için iki hâkim imzası lâzımdı. Vehbi Hâkim ikna edildi. Kalemler kâğıda dokundu. İmza atıldı. O an, küçük bir ilçede, tarihe geçecek bir ilk gerçekleşti: Risale-i Nurlar hakkında takipsizlik kararı verilmişti. Beraat değil, takipsizlik… Yani “Bu, dava bile açılmaya değmez” denilmişti. Yüreklere serin bir su serpilmişti sanki. 

Abdullah Battal’ın elleri titriyordu telefonu çevirirken. Karşıda Nur davasının yılmaz avukatı Bekir Berk. “Müjde!” dedi savcı, sesi kırık, ama sevinçli. “Kargı’dan takipsizlik kararı çıktı. İlk defa böyle bir karar var!” Bu karar âdeta mahkemeler için bir fitilin alev alması gibi olacaktı. Ve gönlü nurlardan yana olup da siyasî baskılardan korkanlar için bir cesaret çıkışı olacaktı artık.

Bekir Berk’in gözleri doldu. “Bu akşam İstanbul’a ulaşmalı, yarın Van’da mahkeme var” dedi. Ama yollar stabilizeydi, taksi yoktu.

Kargı’daki Nur talebeleri ne yaptıysa yaptı; bir kardeşin kamyonunu buldu. Belgeyi öpüp başına koydular, dualarla yola çıktılar. Tozlu, sarsıntılı, uzun bir yolculuk… Gece karanlığında, farların aydınlattığı taşlı yollarda, o kâğıt parçası sanki........

© Yeni Asya