Takriz mektubunda Üçüncü Said niçin yok? - 5
Çünkü mektup tahminen 1940’lı yıllarda yazıldığı düşünüldüğünde; Bediüzzaman’ın Üçüncü Said dönemi 1949’da başladığından siyasî vazifenin tekmil dönemi gelmediği için cihad vazifesine de temas edilmediği görülüyor.
Bediüzzaman’ın Üçüncü Said dönemi Afyon hapsinden sonra başlar. Bunu teyid eden yer Tarihçe-i Hayat’ta şöyledir: “Afyon hapsinden sonra Üstad kendi tabirince bir nevi Üçüncü Said olarak görünüyordu.”1 Bediüzaman’ın Üçüncü Said dönemine geçtiğini belirten başka bir mektup da Şualar’da geçer. “Makam-ı iddianın asılsız isnad ettiği suçlar, siz de bilirsiniz ki, yok; beni cezalandırmaz. Fakat beni manen cezalandıracak, vazife-i hakikiyeye karşı büyük kusurlarım var. Eğer sormak münasipse, sorunuz, cevap vereyim. Evet, büyük kusurlarımdan birtek suçum: Vatan ve millet ve din namına mükellef olduğum büyük bir vazifeyi, dünyaya bakmadığım için yapmadığımdan, hakikat noktasında affolunmaz bir suç olduğuna ve bilmemek bana bir özür teşkil edemediğine, şimdi bu Afyon hapsinde kanaatim geldi.”2
O halde Bediüzzaman’ın Eski Said ile Yeni Said’in mezcini ifade eden Üçüncü Said dönemi 1949’dan 1960’a kadar devre-i hayatına bakar. Üçüncü Said’de Bediüzzaman ne Eski Said, ne de Yeni Said’dir. Üçüncü Said, Risale-i Nur’un tekmil-i izahı, haşiyelerle beyanı, vatan ve millet ve din namına mükellef olunan büyük bir vazifenin, dünyaya bakmadığı için yapılamadığından tamamlanması dönemidir. Bediüzzaman’ın “Madem Arabîce altmış dörde(1364/1948) girdik, işaret-i gaybiye3 gelmesiyle Risale-i Nur tekemmül etmiş olur. Eğer Rumî tarihi olsa, daha iki4 senemiz var. Demek birkaç mertebede kapı açıktır; bizlere daha iyi tetimmeler yazdırılabilir.”5 Bu mektup’tan sonra hakikaten o açık denen kapıdan yeni tetimmeler, mektuplar ve Eski Said dönemi telif edilen eserlerin........
