menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Meşveret ve şûrâlar hür zeminde hür insanlarla yapılır - Meşveret, şûrâ ve şahs-ı mânevî-8

19 0
10.08.2026

Meşveret esnasında hiçbir kişi fikirlerinden dolayı kınanmamalı, baskı ve tahakküm altına alınmamalıdır. Meşveret ve şûrâlarda şahıslar değil, fikirler konuşulmalıdır. Çünkü fikrin gıybeti olmaz. Tesadüm-ü efkâr, hak namına, hakikat hesabına olmalıdır. Böyle bir fikir çarpışması hakikatin her köşesini izhâr edip hakka ve hakikate hizmet eder. “Fakat tarafgirâne ve garazkârâne, firavunlaşmış nefs-i emmâre hesabına hodfuruşluk, şöhretperverâne bir tarzdaki tesâdüm-ü efkârdan bârika-i hakikat değil, belki fitne ateşleri çıkıyor.”1 Şâyet “ref’-i imtiyaz ve müsâvat” yoksa, orada “haklı şûrâ” tesis etmemiştir. Şûrâlar, kişilerin fikirlerinin çoğunluğa dikte edilerek meşrûlaştırıldığı veya müzâkeresi yapılmayan fikirlerin tasdik makamı olan yerler olmamalıdır. 

Peygamber Efendimiz’in (asm) istişare ve şûrâlarına baktığımız zaman haklı şûrânın tatbik edildiğini görürüz. Bir Sahabenin fikri ile Peygamberimizin (asm) fikri vahiy dışında meşverette eşittir. Peygamberimiz (asm) kendi fikrinden zaman zaman geri durmuş; “ben haklıyım”, “ben bilirim” iddiasını asla tercih etmemiştir. O’nun (asm) hayatında vahiy dışında “siz bilmezsiniz” sözü asla vaki olmamıştır. Hz. Ayşe (ra) Peygamber Efendimiz(asm) için “Ondan daha çok istişare eden bir kimse görmedim.”2 demiştir. 

Şûrânın meşveret ruhuna muvafık olması için “umûmî şûrânın” altındaki “alt meşveretlerde” yapılan müzâkereler şarttır. Umûmî şûrâ ancak bu alt meşveretlerden geçen kararları müzâkere ederek nihaî kararını verir ve sonra tatbikata geçilir. Şûrâlar ferde hak ve hürriyetin tanındığı, fikirlerin serbest olarak müzâkere edildikten sonra ekser tarafından karar altına alındığı zaman “haklı şûrâ” olur. Hak ve hakperestlik,........

© Yeni Asya