Meşveret, şûrâ ve şahs-ı manevî -1
Meşveret, yapılacak işler hususunda, ehil olan kişilere danışmak, onlardan görüş almaktır. Şûrâ ve istişâre kelimeleri de aynı kökten gelir.
İstişâre, bir konuda başkalarının görüşünü almak, danışmak ve fikir alışverişinde bulunmak demektir. Daha çok fiili, yani danışma eylemini ifade eder.
Şûrâ ise, istişârenin kurumsallaşmış ve sistemli hâlidir. Bir meselenin ortak akıl ile görüşülüp karara bağlanmasını ifade eder. Bu yönüyle şûrâ, yalnız danışma fiilini değil, danışmaya dayalı yönetim ve karar mekanizmasını da içine alır.
Ancak aralarındaki fark vardır. İstişare; danışma fiilidir. Daha çok ferdî bir eylemdir. Bir fikir alma merhalesidir. Bir kişinin ihtiyacı için başkalarına danışması ve onların düşüncelerini almasıdır. Şûrâ ise; danışmaya dayalı bir sistem ve meclistir. Daha çok geniş bir heyetin çalışma sistemini ve fikirlerin ortak karara dönüşmesini ifade eder. Bir topluluğun ortak akıl ile çalışma meclisini ihtiva eder. Bediüzzaman da eserlerinde çoğu zaman bu iki kavramı birbirini tamamlayan şekilde kullanır. “Meşveret-i şer’iye”, İslâmî ölçüler içinde yapılan istişareyi ifade ederken; “şûrâ” ise bu istişarenin toplum ve yönetim hayatındaki kurumsal tezahürünü anlatır. Bu sebeple denilebilir ki: İstişâre, şûrânın temel taşıdır; şûrâ ise istişârenin sistemleşmiş ve kurumsallaşmış şeklidir. Yani her şûrâda istişâre vardır; fakat her istişâre mutlaka şûrâ seviyesinde kurumsal bir yapı anlamına gelmez.
Peygamber Efendimiz(asm) meşverette ısrar ediyor
Hz. Peygamber (asm), hemen her hususta Ashâbıyla meşveret eder, onların görüşlerini alırdı. Ebu Hüreyre (ra), Resûlullah’ın bu yönüyle alâkalı olarak şu tespitte bulunur: “Ben, Resûlullah’tan daha fazla arkadaşlarıyla meşveret eden birini görmedim.”1 Bedir, Uhud, Hendek Harbleri öncesi, Ashâbına danışmış, onların fikirlerini almış, ona göre........
