menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Faiz oranları ve finansman maliyeti

4 0
previous day

Ekonomide faiz oranları yalnızca bankaların kredi verirken kullandığı bir rakam değildir. Faiz; yatırım kararlarından konut alımına, şirketlerin üretim planlarından vatandaşın tüketim harcamalarına kadar ekonominin hemen her alanını etkileyen temel bir göstergedir. Bu nedenle faiz oranlarının yüksek olduğu dönemlerde finansman maliyeti artarken, ekonomik faaliyet de ister istemez daha dikkatli ve yavaş bir yapıya bürünür.

Türkiye ekonomisinde de son dönemde faiz ve finansman maliyeti tartışması yeniden öne çıkmış durumda. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, 23 Temmuz 2026 tarihli kararında politika faizini yüzde 37'de, gecelik borç verme faizini yüzde 40'ta ve gecelik borçlanma faizini yüzde 35,5'te sabit tuttu. Bununla birlikte piyasanın dikkatini yalnızca politika faizi değil, bankaların gerçek fonlama maliyeti ve bunun kredi faizlerine nasıl yansıdığı çekiyor.

Çünkü vatandaş açısından önemli olan, Merkez Bankası'nın politika faizinin kaç olduğu kadar, bankadan kredi kullanırken karşılaşacağı gerçek maliyettir. Aynı durum işletmeler için de geçerlidir. Bir şirket yatırım yapmak istediğinde makine, bina veya teknoloji yatırımı için kullanacağı kredinin faizini hesaplamak zorundadır. Faiz yükseldikçe yatırımın geri dönüş süresi uzar ve bazı projeler ekonomik olmaktan çıkabilir.

Kredi maliyeti neden bu kadar önemli?

Finansman maliyeti yüksek olduğunda işletmeler öncelikle işletme sermayesi ihtiyacını karşılamakta zorlanır. Özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler için yüksek faiz, stok finansmanından maaş ödemelerine kadar geniş bir alanda baskı yaratabilir.

TCMB verilerine göre 31 Temmuz 2026 itibarıyla TL ticari kredi faiz oranı yüzde 48,47 seviyesindeydi. Bu oran, özellikle krediye bağımlı çalışan........

© Yeni Ankara