Tuhaf saldırı, Sarı Kovboy’a yazılan bir tür mektup mu?
Beyaz Saray Muhabirleri Derneği’nin gecesinde “sahneye çıkamadan” derdest edilen Cole Allen adlı silahlı saldırgan, iddiaya göre kendisine “Dost Canlısı Federal Suikastçı” adını vermiş!
Allen’ın etkinliğin yapıldığı salona bir başka deyişle Başkan Trump’a ulaşamadan akim kalan bu saldırısı…
Kasım’daki ara seçimleri kaybedeceğine neredeyse kesin gözüyle bakılan Sarı Kovboy’a bir “mağduriyet hediyesi” anlamına mı geliyor, tartışmaya açık!
Evet, karikatürize bir tarafı olan bir suikast teşebbüsüdür bu; ancak yine de -en azından- bir nevi uyarı mesajı taşıdığı söylenebilir.
Trump’a yönelik son iki yıl içinde üçüncü saldırı olmasından dolayı yeterince dikkat çekicidir…
Çünkü, 2024’teki seçim kampanyası sırasında kulağından vurulmuş ve ölümden kıl payı kurtulmuştu, Sarı Kovboy!
O suikast teşebbüsünün, DJ Trump’ın başkanlık seçimini kazanmasına kayda değer bir katkı yaptığına kuşku yoktur.
Derin madalyonun diğer yüzüne de bakmak gerekiyor.
Amerikan kamuoyunda Başkan Trump’a yönelik tepkilerin ayyuka çıktığı bir süreç yaşanıyor.
Sarı Kovboy’un “züccaciye dükkanına giren bir fil” misali Amerikan devlet sistematiğini ezip geçmesi, kırıp dökmeye devam etmesinden dolayı kendisine husumet besleyenlerin harekete geçmiş olabileceği de ihtimal dahilindedir.
Amerikan Kurulu Düzeni’nin derin temsilcilerinin “neticesiz kalacak şekilde” planladıkları bir ciddi uyarıyı yapmış/yani şimdilik sadece bir işaret fişeği patlatmış olabileceklerinden söz ediyoruz.
ON ÜÇ SENE ÖNCEKİ “UYARI” ÖRNEĞİ
Eski Başkan Obama’ya Nisan 2013’te “şarbonlu mektup” gönderilmesi ve eş zamanlı olarak Boston Maratonu’ndaki kurmaca saldırılar; Beyaz Saray’daki Siyahi Başkan’a derin bir uyarı niteliği taşıyordu.
Obama “bu mesajı” almakta gecikmemiş ve en başta Suriye olmak üzere bazı politikalarında değişikliğe gitmişti!
Beyaz Saray Muhabirleri Gecesi’nin düzenlendiği otel…
30 Mart 1981’de ABD Başkanı Reagan’ın -çıkışında suikasta uğradığı otel olarak da biliniyor.
John Hinckley tarafından vurulan Reagan, başkanlığının henüz üçüncü ayını bile doldurmamışken ölümden dönmüş ve sonrasında Amerikan derin devletinin politikalarına “tam uyumlu” bir Başkan haline gelivermişti.
Şayet, Reagan suikast sonucu hayatını kaybetmiş olsaydı…
Vaktiyle, CIA Direktörlüğü de yapmış bir Başkan Yardımcısı olan Baba Bush onun yerini alacaktı!
Kaldı ki, Baba Bush -Reagan’ın iki dönem başkanlığından sonra- girdiği seçimi kazanarak Başkanlık da yaptı.
BİRBİRİ ARDINA GELEN İKİ SUİKAST
Sovyetler Birliği’nin çöküşü ve Soğuk Savaş döneminin bitişinin Reagan ve Baba Bush’un toplam üç dönemlik Başkanlık yıllarında yaşandığını hatırlayalım!
Reagan Suikastı’ndan sadece altı hafta sonra Papa İkinci Jean Paul’e yönelik suikast teşebbüsünün gerçekleşmiş olması, birbiriyle bağlantılı olaylardır.
Polonyalı Papa’nın, bu Doğu Bloku ülkesindeki komünist rejime isyan bayrağı açılmasında etkili bir figür olarak rol aldığı biliniyor.
İlk başkanlık dönemi öncesindeki sözlerinden biliyoruz:
Trump, kendisini “Ronald Reagan’ın siyasi mirasçısı” olarak görüyor.
Beyaz Saray Muhabirleri gecesinde, bir üst katta silahların patlamasını müteakip beraberindekilerle birlikte apar topar yemek masasından uzaklaştırılan Trump…
Daha sonra Beyaz Saray’da yaptığı açıklamada, başkanlığın tehlikeli bir meslek olduğunu söyledi ve diğer ülkelerden de örnekler verdi!
Suikastlar bahsinde, “Latin Amerika ülkelerindeki oranların yüksekliğine” dikkat çekti.
İtina ile göz ardı ettiği husus ise sadece Amerika’da değil farklı ülkelerdeki liderlere yönelik suikastlarda da Haydut Devlet ABD’nin (CIA’in) arka planda yer aldığı gerçeğidir.
1981-1987 yıllarında Başkan Reagan’ın Savunma Bakanı olan Caspar Weinberger…
2001’de “Strategic Review” dergisinde şöyle yazmıştı:
“Devlet veya hükümet başkanlarının öldürülmek suretiyle tasfiye edilmesinin yolu açıktır!”
