NATO Zirvesi öncesi F110–KAAN gelişmesi
Bir asırlık mücadelede değişen yöntemler, değişmeyen hesap
Türk havacılık tarihi, yalnızca gökyüzüne yükselen uçakların değil; aynı zamanda engellenen projelerin, kapatılan fabrikaların ve yarım bırakılan milli sanayi hayallerinin de tarihidir. Yaklaşık bir asırdır süren bu mücadele, bugün KAAN projesiyle yeniden tarih sahnesine çıkmıştır.
1925 yılında Vecihi Hürkuş tarafından tasarlanan Vecihi K-VI, Türk mühendisliğiyle geliştirilen ilk uçak olarak tarihe geçti. Kurtuluş Savaşı'ndan kalan parçalarla üretilen bu uçak, 28 Ocak 1925'te başarıyla havalandı. Ancak o dönemde Türkiye'de uçuşa elverişlilik sertifikası verecek yetkili bir kurum bulunmadığı için bu başarı desteklenmek yerine cezalandırıldı. Vecihi Hürkuş, izinsiz uçtuğu gerekçesiyle ceza aldı ve ardından Hava Kuvvetlerinden ayrılmak zorunda kaldı.
Aslında bu olay, yalnızca bir mühendisin değil, milli havacılık idealinin de karşılaştığı ilk büyük engellerden biriydi.
1926 yılında Alman Junkers firması ile Türk Hükûmetinin ortaklığıyla kurulan Kayseri Uçak Fabrikası (TOMTAŞ), Türkiye'nin ilk uçak fabrikası oldu. Alman ortağın çekilmesinin ardından tesis devlet tarafından devralındı ve Kayseri Tayyare Fabrikası adıyla üretime devam etti. Cumhuriyet'in henüz kuruluş yıllarında yaklaşık 200 uçak üretilmesi, dönemin ekonomik şartları düşünüldüğünde olağanüstü bir başarıydı.
Ancak sonraki yıllarda Türkiye'nin havacılık ve savunma sanayisinde farklı bir dönem başladı.
Etimesgut Uçak Fabrikası'nın uçak üretiminin sona erdirilmesi ve daha sonra traktör üretimine yönlendirilmesi, Nuri Demirağ'ın girişimlerinin sürdürülememesi, Şakir Zümre Fabrikası'nın silah üretiminden çekilmesi ve savunma sanayisinin çeşitli alanlarında yaşanan gerilemeler, bugün hâlâ tartışılan tarihsel gelişmeler arasında yer almaktadır. Bu gelişmelerin nedenleri konusunda ekonomik, siyasi ve uluslararası birçok farklı değerlendirme bulunmaktadır.
İşte tam bu noktada tarih sahnesine iki yabancı rapor çıktı. Görünürde ekonomik tavsiyeler sunuyorlardı; ancak kanaatimce asıl hedefleri, Türkiye'nin milli sanayileşme vizyonunu değiştirmek, ağır sanayi ve savunma sanayisindeki bağımsızlık arayışını zayıflatmak ve ülkeyi dış sermayeye ile dış teknolojiye daha bağımlı bir kalkınma modeline yönlendirmekti.
1949 tarihli Thornburg Raporu, dönemin........
