menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Nefes: Hayatın sessiz yolculuğu

12 0
06.07.2026

İnsan bu dünyaya ilk nefesiyle gelir, son nefesiyle de yolculuğunu tamamlar. Doğum ile ölüm arasındaki bütün hikâyemiz, aslında sayılı nefeslerden ibarettir. Bu yüzden insanın gerçek sermayesi ne malıdır ne makamıdır; ona emanet edilen nefesleridir. Her nefes, ilahi bir lütuf ve her nefes, yeniden başlayabilmek için verilmiş sessiz bir fırsattır.

Ne var ki modern hayatın telaşı içinde çoğu insan nefes aldığını bile fark etmeden yaşar. Oysa nefes yalnızca akciğerleri dolduran bir hava değildir. Nefes; beden ile ruh arasında kurulmuş görünmez bir köprüdür. Kalbin ritmini düzenleyen, zihni dinginleştiren, duyguları dengeleyen ve insanı kendi özüne yaklaştıran ilahi bir emanettir.

Tasavvufta nefes, sadece biyolojik bir olay olarak görülmez. Nefes, Hak'tan gelen ve yine Hakk'a dönen bir sırdır. İnsan her nefeste aslında ilahi rahmetin içinde yaşar. Bu sebeple birçok mutasavvıf, nefesin gafletle değil, farkındalıkla alınmasını öğütlemiştir. Çünkü fark edilmeyen her nefes, boşa geçirilmiş bir hazine gibidir.

Tasavvuf ehli, "Nefesine sahip olamayan, nefsine de sahip olamaz." diyerek insanın önce nefesini tanıması gerektiğini anlatır. Çünkü nefes hızlandığında öfke büyür, korku artar, zihin dağılır. Nefes yavaşladığında ise kalp huzura yaklaşır, akıl berraklaşır ve insan kendini daha net duymaya başlar.

İbnü'l-Arabî'ye Göre Nefes

Büyük mutasavvıf Muhyiddin İbnü'l-Arabî, nefesi sadece insanın aldığı hava olarak değil, bütün âlemin yaratılış sırrı olarak değerlendirir. Onun eserlerinde geçen "Nefes-i Rahmân" kavramı, Allah'ın rahmet nefesiyle varlığın ortaya çıkışını anlatır.

İbnü'l-Arabî'ye göre bütün kâinat, Rahmân'ın nefesinin tecellisiyle görünür........

© Yeni Ankara