Yeni Anayasa süreci ilk somut adımla başladı Türk Milleti mi, Türkiye halkı mı?
Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum’un ev sahipliğinde Adalet Bakanı Akın Gürlek’in katılımı ile çalışma toplantısı düzenlendi.
Gürlek yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Adalet hizmetlerinin etkinliğini artıracak, yargılama sürelerini daha da kısaltacak ve vatandaşlarımızın memnuniyetini en üst seviyeye taşıyacak düzenlemeler üzerine değerlendirmelerde bulunduk.
Darbe dönemlerinin izlerini tamamen ortadan kaldırmayı hedefleyen sivil ve kuşatıcı bir anayasa vizyonu çerçevesinde görüş alışverişinde bulunduk.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, Türkiye Yüzyılı’nı ‘Adaletin Yüzyılı’ kılma kararlılığıyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”
Yeni Anayasa’nın ilk adımı atıldı ve süreç başlatıldı.
Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum yaptığı çeşitli açıklamalarda ortaya koymuştu.
Uçum’un açıklamalarını toplu hale getirince Yeni Anayasa için Cumhurbaşkanlığının bakış açısı ortaya şöyle çıktı:
Yine emperyalist bir proje olan dış Kürt sorununun dili; bağımsızlık, özerklik gibi yeniden piyasaya sürülüyor. Hukuki bağ olan Türk vatandaşlığı etnik kimliğe indirgenerek tartışmaya açılıyor.
Tümden ideolojik bir çarpıtma olan ve esasen yapay dış Kürt sorununun iki ulus tezinden türetilen ‘eşit vatandaşlık’ söylemi öne çıkarılıyor. Eşit vatandaşlıktan ne kastedildiği ise açıklanmıyor. Tüm bunlar Türkiye’nin bölünmesine giden bir yol yapmaktır.
Eşit vatandaşlık etnik ve dinsel kimliğine bakılmaksızın devlete hukuken bağlı herkesin vatandaş olmasıdır. Bizim hukuk sistemimiz vatandaşlığı etnik, dini ya da ırki bir bağ değil hukuki bağ olarak düzenler. Hukuken eşit vatandaşlık konusunda bir sorunumuz yoktur.
Öte yandan Gazze örneği vererek Devleti ve Halkı kaos, kargaşa ve yıkımla tehdit eden hadsizler ortaya çıktı. Umut hakkı, ev hapsi, af gibi konuları yersiz yere veya başka niyetlerle tartışanlar oldu. Oysa Sayın Bahçeli sadece terörün bitmesi, teröristlerin teslim olması ve terör örgütünün lağvedilmesi şartına bağlı olarak umut hakkı demişti.
Konuyu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bir kez daha aday olmasına bağlayanlar ise tam bir aymazlık içinde. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın istisnai adaylığı için anayasal imkân (m.116/3) olmasına rağmen, ‘bu girişimle adaylıktaki anayasal engeli kaldırmak istiyorlar’ şeklinde yalan söyleyip bunda ısrar edenler de var.
Terörsüz Türkiye hedefi bugünün konusudur. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a istisnai adaylık imkânı ise 2027 yılının ikinci yarısında gündeme gelebilir. Bu iki konu arasında ne zaman birliği açısından ilişki kurulabilir ne de özellikleri bakımından.
Konuyu yeni anayasaya bağlayanlar da var. Oysa yeni anayasa olmasa da Terörsüz Türkiye hedefinden vazgeçilmez.
Yeni anayasa olursa ilk dört maddeye dokunulmayacağı, Türk Milleti ve Türk Vatandaşlığı isimlerinden vazgeçilmeyeceği defalarca ifade edildi. Elbette Cumhuriyetin kazanımları ve demokratik birikim korunacaktır. Bunlara zarar vermeye hiç kimsenin gücü yetmez. Bunların güvencesi Türk Milletidir.
Tabi ki geniş mutabakatla yapılacak bir yeni anayasa ile demokrasinin, sosyal adaletin, hak ve özgürlüklerin geliştirilmesi........
