Nereye gitti bu oylar?
Siyasette parti değiştirmek yeni bir hadise değil. Türkiye'nin siyasi tarihinde milletvekillerinin, belediye başkanlarının, hatta siyasi partilerin bile bir siyasi yapıdan diğerine geçtiği sayısız örnek var. Dolayısıyla Üsküdar'da dört belediye meclis üyesinin Cumhuriyet Halk Partisi'nden istifa ederek AK Parti'ye geçmesini yalnızca “bir parti transferi” olarak değerlendirmek meseleyi fazlasıyla küçültmek olur.
Çünkü burada asıl konuşmamız gereken CHP ya da AK Parti değil, seçmenin iradesi.
Üsküdar'da belediye başkanvekilliği seçiminin yeniden yapılmasına karar verilmesinin ardından, seçime yalnızca iki gün kala dört CHP'li meclis üyesinin AK Parti'ye geçmesi, siyasi açıdan elbette önemlidir. Dört üye, meclisteki aritmetiği değiştirmiştir. Daha önemlisi, bu değişiklik doğrudan yapılacak başkanvekili seçiminin sonucunu etkileyebilecek bir nitelik taşımaktadır. Nitekim ilk seçimde CHP adayı dördüncü turda 22 oyla seçilmişti.
Geçiş yapan meclis üyeleri ise kararlarının herhangi bir baskı, tehdit veya pazarlık sonucu olmadığını; Üsküdar'a daha fazla hizmet edebilmek amacıyla AK Parti'ye katıldıklarını açıkladılar.
Elbette insanların siyasi kanaatlerini değiştirme hakkı vardır.
Bir insanın hayatının herhangi bir döneminde “Ben artık bu partinin siyasetini doğru bulmuyorum” deme hakkını tartışamayız. Hatta demokratik siyasetin temel şartlarından biri, insanların siyasi tercihlerinin değişebilmesidir.
Fakat burada çok önemli bir ayrım var.
Bir kişinin parti değiştirme özgürlüğü ile seçmenin verdiği temsil yetkisinin siyasi sonuçlarını değiştirmek aynı şey değildir.
Seçmen, belediye meclis üyesini yalnızca kişisel özellikleri nedeniyle seçmez. Onu bir siyasi partinin listesinde, o partinin programını, adayını ve siyasal çizgisini dikkate alarak seçer. Dolayısıyla seçilmiş kişi parti değiştirdiğinde hukuken görevini sürdürebiliyor olsa bile, siyasi açıdan çok daha zor bir soruyla karşı karşıya kalır:
“Sana verilen oy gerçekten senin şahsi oyun muydu?”
İşte asıl mesele burada başlıyor.
Üstelik bu yalnızca Üsküdar'a özgü bir problem de değil.........
