menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Bir pazar yazısı

17 0
04.10.2026

Malik Bin Nebi diyor ki: ‘Neye karşı çıkmamız gerektiğini biliyoruz.’

Fakat galiba onun bize bıraktığı asıl zor soru bundan sonra başlıyor: Peki yerine ne koyacağız?

Bin Nebi’nin düşüncesini yalnızca sömürgecilik üzerinden okumak kolay. Oysa onun asıl derdi, sömürgecinin neden bazı toplumlar üzerinde bu kadar etkili olabildiği sorusuydu. Bir toplumun kendi düşünme ve üretme kapasitesini kaybetmesini, dışarıdan gelen müdahaleyi kolaylaştıran bir zemin olarak görüyordu.

Bu yüzden mesele yalnızca dışarıdakinin ne yaptığı değildi. Biraz da içeride bizim ne hâle geldiğimizdi.

Bugünün Türkiye’sinde bu soruyu başka bir biçimde sormak mümkün:

Biz kendi fikrimizi mi kuruyoruz, yoksa yalnızca başkasının fikrine mi karşı çıkıyoruz?

Çünkü neye karşı olduğumuzu çoğu zaman gayet iyi biliyoruz.

İktidarın karşısında olanlar neye karşı olduklarını biliyor. İktidarın yanında olanlar da neye karşı olduklarını biliyor. Bir tarafın söylediğini diğer tarafın reddetmesi artık neredeyse siyasi refleks hâline gelmiş durumda.

Fakat iş “Peki bunun yerine ne olacak?” sorusuna geldiğinde ses biraz azalıyor.

Türkiye’deki siyasi kamplaşmayı yalnızca farklı düşüncelerin çatışması olarak görmek de eksik kalıyor.

Çünkü artık mesele yalnızca ne düşündüğümüz değil, kim olduğumuz meselesine dönüşebiliyor.

İnsan kendisini belli bir siyasi grubun parçası olarak tanımladığında, o grubun doğrularını paylaşmakla kalmıyor; grubun yanlışlarını da savunmak zorunda hissedebiliyor.

İşte burada kamplaşma bir konfor alanı üretiyor.

Çünkü artık her meselede sıfırdan düşünmek gerekmiyor.

“Bizimkiler ne diyor?” sorusu, “Ben ne düşünüyorum?” sorusunun yerini alabiliyor.

Bir olay olduğunda önce olayın kendisine bakmak yerine, kendi tarafımızın olay hakkındaki yorumuna bakıyoruz.

Karşı taraf yaptıysa açıklaması basit: Yanlış.

Bizim taraf yaptıysa açıklama biraz daha uzun: Şartlar farklıydı, niyet başkaydı, geçmişte onlar da yapmıştı, asıl mesele başka…

Böylece insan farkında olmadan kendi tarafının avukatına........

© Yeni Ankara