Yazıcıoğlu dosyasında şimdi hangi sır perdesi aralanacak?
Ankara’da bir dosyanın yeniden açılması başka şeydir.
Adalet Bakanı’nın çıkıp,
“Artık cinayet diyebiliyoruz. Çok kuvvetli şüpheler var.”
Muhsin Yazıcıoğlu dosyasında bugün tam da böyle bir eşikteyiz.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, Yazıcıoğlu’nun ölümüyle ilgili artık “cinayet” nitelemesinin yapılabileceğini söyledi. Gürlek, olayda FETÖ ile bağlantılı eylemler bulunduğunu ve çok kuvvetli şüphelerin olduğunu belirterek soruşturmanın derinleşeceği mesajını verdi.
Bu açıklama, yıllardır konuşulan bir şüpheyi devletin soruşturma makamlarının gündeminde bambaşka bir noktaya taşıyor.
Ben de tam bu gelişmelerin ardından dönemin BBP Genel Başkan Yardımcısı, bugün Milli Yol Partisi Genel Başkanı Remzi Çayır ile konuştum.
Çayır’ın anlattıkları ile Gürlek’in açıklamaları yan yana gelince, dosyanın önünde yeni bir tablo beliriyor.
Ve bazı sorular artık daha yüksek sesle soruluyor.
“Artık cinayet diyebiliyoruz”
Bakan Gürlek’in sözünün altını çizmek gerekiyor.
“Çok kuvvetli şüpheler var.”
Bu, sıradan bir siyasi değerlendirme değil.
Bir Adalet Bakanı konuşuyor.
Üstelik soruşturma Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı üzerinden yürütülüyor ve dosyada yeni operasyonlar yapılıyor.
Temmuz ayında Ankara merkezli 10 ilde 30 adrese operasyon düzenlendi. 29 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi, 25 kişi gözaltına alındı. Soruşturma kapsamında FETÖ bağlantıları, örgütsel irtibatlar, ByLock yazışmaları ve Adil Öksüz bağlantısı gibi başlıkların da incelendiği açıklandı.
Yani dosya artık yalnızca “2009’daki helikopter kazası” başlığı altında yürümüyor.
Cinayet ihtimali ve örgütsel bağlantılar birlikte araştırılıyor.
İşte asıl kırılma burada.
Remzi Çayır ne anlatıyor?
Çayır’a doğrudan sordum:
“Sizce Muhsin Yazıcıoğlu öldürüldü mü?”
Dosyaya baktığında öldürüldüğünü gördüğünü ve kendisinin de bu kanaatte olduğunu söylüyor.
Ama Çayır’ın anlattıkları sadece bir kanaatten ibaret değil.
Radar kayıtlarından söz ediyor.
Jetlerden söz ediyor.
Görgü tanıklarından söz ediyor.
Arama-kurtarma sürecinden söz ediyor.
Bürokratik ihmallerden söz ediyor.
Ve dosyanın yalnızca FETÖ üzerinden açıklanamayacağını düşündüğünü söylüyor.
Şimdi bunların tamamı yeniden masada.
O jetler orada ne arıyordu?
Dosyanın en kritik sorularından biri bu.
Çayır’ın aktardığına göre helikopterin üzerinden jetler geçti.
Diyarbakır, Malatya ve Erzurum radarlarında yaklaşık üç dakikalık bir karartma olduğunu söylüyor.
İlk açıklamalarda radar kapsamı dışında kalma değerlendirmesi yapıldığını, daha sonra Erzurum radarına ilişkin farklı tespitler ortaya çıktığını anlatıyor.
Şimdi Ankara’nın cevaplaması gereken soru çok açık:
O jetler neden oradaydı?
Uçuş görevleri neydi?
Hangi rotayı izliyorlardı?
Helikopterle aynı bölgede ve aynı zaman diliminde bulunmalarının nedeni neydi?
Pilotlar ne........
