menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Savaşın gölgesinde kaybolan gerçekler

6 0
12.03.2026

Ortadoğu’ya bakıyorum…

Onlarca Müslüman ülke.Onlarca Arap devleti.Ama çoğunun kaderi kendi elinde değil.

Silahı başkasından.Gücü başkasından.Kararı başkasından.

Dünya yeniden şekilleniyor.Dengeler değişiyor.Kurallar yeniden yazılıyor.

21. yüzyılın büyük güçleri artık sadece toprak kontrol eden devletler değil; ticaret yollarını, enerji hatlarını ve küresel ağları yöneten devletler olacaktır. Bu nedenle Ortadoğu’daki her kriz yalnızca bölgesel bir gerilim değil, küresel güç mücadelesinin bir parçası haline gelmektedir.

Yanı başımızda birkaç milyonluk küçük bir ülke…Ortadoğu’da bitmeyen savaşların merkezinde görünen.

Bir de destekçisi; okyanusun ötesinden gelip bölgeyi dizayn etmeye çalışan başka bir güç…

Ortadoğu’nun dengesi bu iki ülkenin arasında kuruluyor.

Peki koskoca coğrafya neden buna mahkûm?

Çünkü çoğunun güçlü bir devlet yapısı yok.Güçlü bir ordusu yok.Bağımsız bir iradesi yok.

Daha savaştan birkaç gün önce dünya kamuoyunda insanlık vicdanını sarsan bazı dosyalar konuşuluyordu. Her gün yeni iddialar gündeme geliyor, karanlık ilişkiler tartışılıyordu.

Tam bu tartışmalar büyürken dünya bir anda başka bir gündemin içine sürüklendi.

Savaş başladı.Gürültü büyüdü.

Ve o dosyalar bir anda savaşın gölgesinde kayboluverdi.

İnsan ister istemez şu soruyu soruyor:

Yoksa büyük güç mücadelelerinin arasında bazı gerçekler sessizce geri plana mı itiliyor?

Güç mücadeleleri ve savaşlar yaşanırken bedeli hep masum insanlar öder.Savaşın kazananı olmaz.Kaybedeni her zaman insanlıktır.

Tam bu noktada etrafı adeta bir ateş çemberine dönen Türkiye’ye bakıyorum.

Çünkü Türkiye küçük hesaplarla oyuna gelecek sıradan bir ülke ve coğrafya değildir.

Karadeniz, Orta Doğu, Akdeniz ve Avrasya hatlarının kesiştiği noktada bir jeopolitik düğüm noktasıdır. Enerji koridorları ve ticaret yolları bu ülkeyi yeni güç dengelerinin kilit aktörlerinden biri haline getirmektedir.

Türkiye, Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu tam bağımsız büyük bir Cumhuriyet’tir.

Bir asır önce dünyanın en güçlü orduları Çanakkale’ye geldi.Ama geçemediler.

Mavi gözlü dev ve atalarımız geçit vermedi.

Sonra Anadolu’yu parçalamak istediler.Ama başaramadılar.

Çünkü karşılarında bir millet vardı.

Ve o milletin içinden çıkan bir lider…Bir asker, bir komutan…

Mustafa Kemal Atatürk.

Kurtuluş Savaşı sadece bir savaş değildi.Bir karakter meselesi, bir direniş destanıydı.

Türk milletinin bağımsızlık karakteri.

Bugün hâlâ ayakta durabiliyorsak sebebi budur:

Güçlü devlet.Güçlü ordu.Bağımsız irade.Milli birlik.

Çünkü bu millet en zor zamanları hep birlik olarak aşmıştır.

Etrafımızdaki coğrafyaya baktığımızda milli birliğin ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Ortadoğu’nun birçok ülkesi yıllardır karıştırılmış ve dışa bağımlı hale getirilmiş durumda.

Çünkü dünya artık tek bir gücün yönettiği bir düzen haline getirilmeye çalışılıyor. Güç dengeleri yeniden kuruluyor.

Türkiye’nin gücü Cumhuriyetidir.Türkiye’nin sigortası Atatürk ilke ve devrimleridir.

Ve bu milletin pusulası bellidir:

Çünkü tarih bize şunu öğretmiştir:

Türk milleti mesele vatansa gerisi teferruattır diyerek birlik içinde olan bir millettir. Bu güç karşısında kimse duramaz.


© Yeni Ankara