menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kürtler, Ermeniler ve Türk dünyası aynı dosyada neden buluşuyor?

186 0
wednesday

YENİ SYKES-PICOT'UN GÖRÜNMEYEN HARİTASI: TÜRKİYE’Yİ VE TÜRK DÜNYASINI KUŞATMA HAREKÂTI ( Bölüm-4)

Kürtler, Ermeniler ve Türk dünyası aynı dosyada neden buluşuyor?

İşte benim yazının merkezine koyacağım soru bu.

Bir tarafta Suriye'deki Kürt siyasi ve askerî yapılanmaları, diğer tarafta Ermenistan'ın Avrupa'yla artan entegrasyonu, doğuda Türk Cumhuriyetleri ve Orta Asya'ya ulaşan yeni koridorlar, batıda Yunanistan-İsrail savunma ortaklığı, güneyde Kıbrıs ve Doğu Akdeniz... Bunların üzerine ABD ve İngiltere'nin askerî, diplomatik ve ekonomik ağı. Ve bütün bu coğrafyanın ortasında TÜRKİYE.

Burada gazetecinin görevi “hepsinin arkasında tek bir gizli örgüt var” demek değildir. Görev daha zor: Bu aktörlerin birbirinden bağımsız görünen hamlelerinin Türkiye açısından ortak bir stratejik sonuç üretip üretmediğini araştırmaktır.

İşte “Yeni Sykes-Picot” sorusu tam burada anlam kazanıyor. 1916'da harita çizgileri konuşuluyordu. Bugün ise koridorlar, üsler, hava savunma sistemleri, krediler, limanlar, enerji hatları, sınır güvenliği yapılanmaları, askerî ortaklıklar ve siyasi aktörler konuşuluyor.

Yeni harita belki cetvelle çizilmiyor. Ağlarla kuruluyor. Ve Türkiye'nin asıl meselesi de bu ağların dışında bırakılmamak.

YENİ SYKES-PICOT'UN TARİHSEL ARKA PLANI

16 Mayıs 1916'da İngiltere ile Fransa arasında Sykes-Picot Anlaşması imzalandı. İngiliz diplomat Sir Mark Sykes ile Fransız diplomat François Georges-Picot tarafından müzakere edilen anlaşmada Rusya'nın onayı da alındı. Anlaşma, Osmanlı İmparatorluğu'nun Arap vilayetleri üzerindeki İngiliz ve Fransız nüfuz ve kontrol bölgelerini düzenleyen gizli bir paylaşım planıydı.

1916'daki düzenlemeyi bugünkü gelişmelerle birebir aynı kabul etmek tarihsel açıdan doğru olmaz. Ancak Sykes-Picot denildiğinde akla gelen temel mesele hâlâ güncelliğini koruyor: [16]

Ortadoğu'nun geleceğini kim şekillendirecek?

Bir asır önce sınırlar masalarda tartışılıyordu. Bugün ise güç dengeleri yalnızca haritalarla değil; hava savunma sistemleriyle, askerî anlaşmalarla, enerji koridorlarıyla, deniz yetki alanlarıyla, teknolojiyle, ekonomik yaptırımlarla ve bölgesel ittifaklarla şekilleniyor.

Dolayısıyla yeni dönem için “Sykes-Picot'un aynısı” demek yerine belki de daha doğru soru şu: Ortadoğu ve Doğu Akdeniz'in yeni güvenlik haritası kimler tarafından çiziliyor?

UÇURUMDAKİ TÜRKİYE METAFORU

Büyük şair Cemal Süreya o eşsiz ve sarsıcı mısralarında ne güzel sormuş ve haykırmıştır: "Belki de biraz geç rastladım sana ama her şey geç gelmiyor mu yurdumuza? 1929 buhranı bile geç gelmemiş miydi? Eksikliğe mi alışmışız, mutsuzluğa mı? Yoksa uçurumda açan çiçek... Yurdumsun ey uçurum!" (0:32). (Yani Cemal Süreya Arşiv Kaydı (YouTube)(25)

Bu mısralar sadece edebi birer haykırış değil, Türkiye'nin değişmeyen jeopolitik kaderinin en net aynasıdır. Eski Türkiye, her şeyin geç geldiği ve Batı'nın kurgularına maruz bırakıldığı bir dönemdi. Ancak şu anki Türkiye'nin de tam anlamıyla değişmeyen bir gerçeği varsa, o da asırlardır tam bir uçurumun üzerinde........

© Yeni Ankara