Belediyelerdeki yolsuzluğun kokusunu da alın, fonlardaki skandalın kokusunu da... Ama...
Karadenizlinin yeni bir derdi var.
Hem de öyle uzaktan seyredilecek cinsten değil.
Bahçesinde... Fındığında... Evinin duvarında... Penceresinde...
Adı: Kahverengi kokarca.
Karadeniz köylüsü yıllardır fındıkla yatıp fındıkla kalkar. Donu bilir, kuraklığı bilir, fındık kurdunu da küllemeyi de...
Ama bugün karşısında başka bir bela var.
Köylerde insanların birbirlerine sorduğu soru aynı:
“Bu kokarca nereden çıktı?”
KÖYLÜNÜN KAFASINDA BAŞKA SORULAR VAR
Bölge insanıyla konuştuğunuzda çok farklı iddialar duyuyorsunuz.
“Bunları uçaktan attılar” diyen var.
“Bizim bildiğimiz yeşil kokarcaydı, bunun genetiğiyle oynadılar” diyen var.
Daha da ileri gidip meseleyi İsrail'e bağlayanlar var.
Ben bu iddiaların doğru olduğunu söylemiyorum. Çünkü elimizde bunları ispatlayan bir belge yok.
Bilimsel kayıtlar, Halyomorpha halys adı verilen kahverengi kokarcanın Uzak Doğu kökenli istilacı bir tür olduğunu ve farklı ülkelere yayıldığını gösteriyor. Türkiye'deki ilk doğrulanmış kayıt ise 2017 yılında Artvin'de.
Fakat tam burada başka bir soru ortaya çıkıyor.
DEVLET 2017'DEN BERİ BİLİYORSA...
Tarım ve Orman Bakanlığı, zararlının 2015'te Gürcistan'a ulaşmasının ardından tehlikenin fark edildiğini ve 2016'dan itibaren sınır bölgelerinde takip çalışmalarına başlandığını söylüyor.
2017'de Türkiye'deki ilk tespit yapılıyor.
Bugün 2026 yılındayız.
Aradan dokuz yıl geçmiş ve vatandaş Giresun'da, Ordu'da, Trabzon'da, Rize'de yalnızca fındığını değil, evini de kokarcadan korumaya çalışıyor.
O halde sormamız gerekiyor:
Tehlike biliniyorduysa dokuz yılda nasıl bu noktaya geldik?
Devletin mücadele ettiğini inkâr edemeyiz. Feromon tuzakları kuruluyor, ilaçlama yapılıyor, kokarcanın yumurtalarını parazitleyen samuray arıları doğaya bırakılıyor. Bakanlık yalnızca 2026 yılında 1 milyon 650 bin samuray arısının salındığını açıkladı.
Ama vatandaş doğal olarak soruyor:
İNSANLAR NEDEN “UÇAKTAN ATTILAR” DİYOR?
Bence Ankara'nın üzerinde durması gereken........
