Kıble merkezli bir hayat inşa edelim!
Kıble merkezli bir hayat inşa edelim!
Modern hayat tarzında en büyük kayıplarımızdan biri sohbet kültürümüz oldu. Fizikî olarak bir arada olsa da duygusal olarak “birlikte” değil. Ona “ilgi” göstermiyor. Modern hayat bizlere rahat ettirecek çok şeyler verdi; fakat hayatımızı huzurlu kılan birçok şeyleri de bizlerden götürdü. Modern insanlar fiziksel olarak bir arada yaşıyor; mesela aynı otobüs veya metro durağında onlarca, yüzlerce insan bir arada bulunuyorlar. Fakat duygusal, ruhsal olarak birbirine kapalı dünyalardalar. Halbuki eskiden insanlar uzaklarda bile yan yanaymış gibi ilgilenirlerdi birbiriyle. Yani eskiden hayatlar daha insanî idi.
İnsan duyarlılık ve duruşu ile değerlidir. Duyarlılığını kaybeden, duruşunu bozan insan eşreften esfele savrulur. İşte insanoğlunun en acı hüsranı; duyarsızlık, umursamazlık.
Aynı zamanda insanın kendisine verdiği en büyük zarar, umursamazlık. “Boş verme, nemelazımcılık” mantığı insanımızı sıradanlaştırıyor. Olumsuzluklar karşısında “bir şey olmaz” anlayışının da insanı nasıl değersizleştirdiğini görmekteyiz. Zulmü umursamayan Müslümanlar zamanla zalimler tarafından yönetilir hale geliyorlar. Allah’ı ve Ahireti unutan, kulluk sorumluluklarından kopan duyarsız Müslümanlar, hayatın anlam ve amacından hızla uzaklaşıyorlar. Arzular öne çıkınca, bireysel çıkarlar konuşunca; ilkeler, ölçüler, değerler, doğrular, kutsallar devre dışı kalıyor. Arzu ve isteklerin, heva heveslerin hâkimiyeti başlayınca hassasiyetler köreliyor. Konfor, kariyer, kapitale bağlı kompleks ve kaprisler kulluk ve kardeşliği tehdit ediyor. Müslümanların dertleriyle dertlenmeyenler kişisel ikbal peşindeler. İnsanların acı ve ıstıraplarını........
