Petrol kokusunu almış emperyalistler kan kokusunu almış köpekbalıklarından daha tehlikelidirler
Petrol kokusunu almış emperyalistler kan kokusunu almış köpekbalıklarından daha tehlikelidirler
Petrolün izini süren emperyalistler, kan kokusuna gelen köpekbalıklarını bile utandıracak bir vahşet taşırlar. Başka bir ifadeyle petrol kokusuyla kudurmuş emperyalistler, kan kokusuna koşan köpekbalıklarından daha tehlikeli, daha doyumsuzdurlar.
Petrolün kokusu, modern dünyanın en keskin pusulasıdır. Bu koku bir kez alındı mı, yönler şaşmaz; haritalar yeniden çizilir, sınırlar yeniden yorumlanır, insan hayatı ise çoğu zaman bu hesapların en değersiz kalemi olur. Emperyal akıl, petrolün izini sürerken sadece yeraltındaki zenginliği değil, o zenginliğin üzerinde yaşayan hayatları da bir maliyet unsuru olarak görür. İşte tam burada, medeniyet iddiası ile gerçek niyet arasındaki derin uçurum açığa çıkar.
Tarihin en karanlık sayfalarına bakıldığında aynı yöntem, farklı yüzlerle tekrar eder: Önce parçalamak, sonra yutmak. Bu, sadece bir strateji değil; bir zihniyetin, bir karakterin dışa vurumudur. Firavun’un tavrı da buydu: Hakikati bölmek, insanları ayrıştırmak, zayıflatmak ve nihayetinde hepsini kendi tahakkümünün içinde eritmek. Bugün değişen yalnızca araçlar; yöntem, hâlâ aynı köklerden besleniyor.
“Şüphe yok ki, Firavun yeryüzünde (ülkesinde) büyüklük taslamış ve ora halkını sınıflara ayırmıştı. Onlardan bir kesimi eziyor, oğullarını boğazlıyor, kadınlarını ise sağ bırakıyordu. Şüphesiz o, bozgunculardandı.” (Kasas Sûresi/ 4)
Parçalamak, bir gücün en eski silahıdır. Bir toplumu kendi içinde ayrıştırdığınızda, artık onunla savaşmanıza bile gerek kalmaz. Kendi iç çelişkileri, sizin yerinize yıkım üretir.
Köpekbalıkları kan kokusunu aldıklarında içgüdüleriyle hareket ederler;........
