Müslümanların Markurtlaştırılmaları
Müslümanların MarkurtlaştırılmalarıMUSTAFA ÇELİK
Günümüzde İslam coğrafyasında kendisini Müslüman olarak tanımladığı hâlde şeriata düşmanlık edenler, aslında kendi inanç ve medeniyet köklerine yabancılaşmanın en belirgin örneklerinden birini sergilemektedir. Kendi değerleriyle bağını koparan, kendi referanslarını başka ölçülerle yargılayan bu zihinsel dönüşüm; bir mankurtlaşma alâmetidir.
Hilafetin ilgasından sonra, genel olarak İslâm coğrafyasında, özelde ise Türkiye’de Müslümanlar köklerinden, kavramlarından ve medeniyet hafızalarından uzaklaştırılmaya çalışıldı. Bunun neticesinde ortaya çıkan en büyük tehlikelerden biri de zihinsel yabancılaşmadır. Bugün bazı kimselerin, hatta cami imamı olduğu hâlde, İslâm’ın temel kavramlarına ve asırlardır ümmetin dilinde yer etmiş kelimelere tepki göstermesi, bu yabancılaşmanın ne derece derinleştiğini göstermektedir. İnsan kendi inancının kavramlarına karşı mesafe koymaya, onları yadırgamaya ve hatta onlardan rahatsız olmaya başlamışsa, bu durum ciddi bir kimlik aşınmasının işaretidir. Çünkü bir millet önce kavramlarını kaybeder, ardından hafızasını; hafızasını kaybedenler ise zamanla kendilerine ait olanı yabancı, yabancı olanı da kendilerine ait zannetmeye başlarlar. Bu hâl, mankurtlaşmanın en belirgin alametlerinden biridir. Rasûlüllah (sav) uyarıyor:
“Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.” (Buhârî, cenâiz 92; Ebû Dâvut, sünne 17; Tirmizî, kader 5)
İslam fıtratı üzere doğan insanın sonradan Mecusîleştirilmesi, Hristiyanlaştırılması veya Yahudileştirilmesi; kendi yaratılış istikametinden........
