menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mazlumun kimliği zalimin kimliğini meşrulaştırmaz

21 0
14.10.2026

Dünyanın nice yerinde zulüm ve dışlanmaya maruz kalan Yahudilere Osmanlı topraklarında sığınak ve huzur sunulmuştu. Bu tarihî tecrübe, bugün bütün insanlık için ağır bir ahlâkî sorumluluğu hatırlatıyor: Mazluma merhamet etmek, zulme rıza göstermek değildir.

Ne var ki dün mazlum olan bir topluluğun içinden bugün zulmedenlerin çıkması, mazlumiyetin kimseye ebedî bir masumiyet imtiyazı vermediğini gösterir. Zulüm, kimden gelirse gelsin zulümdür; mazlumun kimliği de zalimin kimliğini meşrulaştırmaz.

Merhamet maraz doğurmasın diye adaletle beraber yürümelidir. Çünkü merhamet adaletten koparsa zaafa, adalet merhametten koparsa zulme dönüşebilir.

Bizim dünyaya borcumuz, bir kavme değil insanlığa yaptığımız iyilikleri hatırlatmak değil; insanlığın hukukunu yeniden ayağa kaldıracak bir adalet ahlâkını yaşatmaktır. Dün mazluma kapı açan medeniyetin bugün de zulme karşı vicdanın kapısını açık tutması gerekir.

Gazze’de çocukların üzerine bombalar yağarken, anneler evlatlarını enkazların arasından çıkarırken, hastaneler ölümün ve çaresizliğin mekânına dönüşürken; insanlık, bütün bunları ekranlardan seyretmekle yetindi.

Kimi konuştu, kimi kınadı, kimi endişesini bildirdi; fakat zulmün önüne geçecek kadar kararlı, hakikatin yanında duracak kadar cesur olmadı.

Gazze’de yalnızca insanlar öldürülmedi; insanlığın vicdanı da sınandı.

Ve ne yazık ki bu sınavda nice devletler, nice kurumlar, nice siyasetçiler ve nice sözde insan hakları savunucuları sınıfta kaldı.

Çünkü mesele artık yalnızca Gazze değildir.

Mesele, bir insanın başka bir insanın acısı karşısında ne kadar insan kalabildiğidir.

Bir çocuğun öldürülmesi karşısında susan vicdan, sınırların arkasında değildir; zulmün hemen yanı başındadır. Bir annenin........

© Yeni Akit