Amerika-İsrail’i Kahredecek İşler Yapmak
Amerika-İsrail’i Kahredecek İşler Yapmak
Bir ümmetin en ağır imtihanlarından biri, kendi coğrafyasında akan kana karşı nasıl bir tavır alacağıdır. Zira işgal, yalnızca toprağın ele geçirilmesi değildir; hafızanın, haysiyetin, evlerin ve umutların da kuşatılmasıdır. Bir beldeyi işgal edenler, çoğu zaman sadece şehirleri yıkmaz; annelerin gözyaşını, çocukların güven duygusunu ve insanların yarına dair inancını da hedef alırlar. Böyle zamanlarda sessizlik, vicdanı yoran ağır bir yüke dönüşebilir.
Ancak zulme karşı durmak, öfkenin insanı kontrolsüzlüğe sürüklemesi demek değildir. Haklı bir davanın gücü, kör bir intikam hissinden değil; adaletten, ilkeden ve ahlaktan beslenir. Çünkü Müslümanın sorumluluğu yalnızca tepki göstermek değil, hakkı hikmetle savunmaktır. Mazlumun yanında olmak, zalimin karşısında durmak ve haksızlığa rıza göstermemek güçlü bir vicdanın gereğidir. Allah’u Teâla buyuruyor:
“Size karşı savaşanlarla siz de Allah yolunda savaşın, fakat aşırılığa sapmayın; Allah aşırılığa sapanları sevmez.” (Bakara Sûresi/ 190)
Biz Müslümanlara karşı “Haçlı savaşlar” Amerika-İsrail Terör Örgütü öncülüğünde kesintisiz bir şekilde devam etmektedir. Ümmet bilinci de tam burada anlam kazanır. Bir yerde bir çocuk korkuyla uyuyorsa, bir anne evladını toprağa veriyorsa ve bir halk zulmün gölgesinde yaşamaya mahkûm ediliyorsa; buna karşı duyarsız kalmak insanlığın yükünü hafifletmez. Fakat mücadeleyi değerli kılan şey, onun adaletle yürütülmesidir. Çünkü tarih göstermiştir ki öfke geçicidir; fakat hak ve adalet üzerine kurulan duruş kalıcıdır.
Yahudi Fundamentalizmi İslâm coğrafyasında yıkım, ölüm, katliam, tecavüz, soykırım ve vahşet üreten bir kitle imha silahına........
