menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kâzım Karabekir Paşa idamla yargılanmıştı (1)

225 0
previous day

İstiklal Savaşımızın Doğu Cephesi Komutanı Kâzım Karabekir Paşa’nın İstanbul Erenköy’de bir müzesi olduğunu biliyor muydunuz? Burası Paşanın eviydi ve koltuk, masa gibi özel eşyaları dahil hemen bütün hatıraları burada sergilenmektedir.

Geçen Cumartesi günü yine müzedeydim. 15 yıllık değerli müdürü Sadık Tekeli beyden yeni bilgiler aldım. En önemlisi ise Karabekir Paşa’nın yakılan kitabı İstiklâl Harbimizin Esasları’nın 1933 tarihli yegane nüshasının bulunduğu idi. Nasip oldu, nicedir görmek için sabırsızlandığım bu yangından kurtulmuş nüshayı elime alma bahtiyarlığına eriştim. Siz de bu haberi ilk alanlardan oldunuz.  

Yalnız Cumhuriyet devrinin ilk 15 yılında geçirdiği çileli hayatında değil, resmi tarihte de “mağdur” edilmiş değerli bir şahsiyet olan Paşa’yı Kâzım Karabekir Vakfı dışında yad edene pek rastlanmıyor. Bilenler bilir, benim on binlerce okura ulaşmış bulunan iki ciltlik kitabım Kâzım Karabekir Gözüyle Yakın Tarihimiz bu boşluğu doldurmaya matuf bir eserdi (ikinci cildi Kızıl Pençe adıyla çıkmıştı). 

Bugün size Kâzım Karabekir Paşa’nın ağzından 1925 yılında kendisine yönelik operasyonu anlattığı kısmı aktaracağım. Kaynağım öyle gizli mizli değil: Paşa’nın düzenli olarak tuttuğu Günlükler’inin 2. cildinden naklediyorum. 

Kaynak: Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2009, s. 933 vd..  

1 Ocak 1925’te Paşa’nın üzerine yeni bir baskı dalgasının gelmekte olduğunu haber veren ilk gelişme basında yaşandı. Fethi (Okyar) Bey hükümeti İstanbul’da çıkan Toksöz ile İngilizce Orient News adlı gazeteleri kapatmış. Öte yandan Tanin gazetesinin yazdığına göre Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Paşa Konya’da şunları söylemiş: 

“Yeni partinin muhafazakâr olmasını isterdim ki, düzenleyici (nâzım) olalım. Bunu yapsalardı, onlara yardımcı olmak borcumuzdu. Halbuki bizden daha ilerici (“terakkiperver”) olduklarını söylüyorlar. Bu yüzden düzenleyicilik görevimiz kalmıyor. Karşıt tutum almak mecburiyetindeyiz.”

9 Şubat 1925 günü öğleden sonra saat 5,5’da (17,30’da) TBMM Genel Kurulu’nda Başbakanlık bütçesini görüşüyorduk. Salonun dışından üç el ateş edildiğini duyduk. İki üç dakika kadar sonra iki el silah daha patladı. Doğu cephesinde tümen komutanlarımdan olan Deli Halit Paşa, bir başka milletvekili olan Kel Ali (Çetinkaya) tarafından mücadele ederken vurulmuş. Meclis’te beş gün yaralı halde yattıktan sonra 14 Şubat’ta vefat etti. Cenazesi trenle İstanbul’a getirildi.

13 Şubat günü Şeyh Said........

© Yeni Akit