menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Sahi NATO’ya ilk kim başvurmuştu?

15 0
25.06.2026

Sahi NATO’ya ilk kim başvurmuştu?

7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek olan 36. NATO Zirvesi öncesinde başkentte asayiş ve güvenlik operasyonlarında hücre evleri basılıp çok sayıda şüpheli gözaltına alınmaya başlayınca, CHP’sinden en marjinaline kadar sol basın kıyametleri koparttı. 

Eli kanlı marjinal terör örgütlerine yönelik operasyonları bile “NATO’ya koçbaşı” olarak değerlendirdiler, “İktidarın NATO aşkı”, “NATO’ya, monarşiye geçit vermeyeceğiz” gibi manşetlerle sözde antiemperyalist solculuk örnekleri sergilediler. 

Ancak 2009 yılında Gladyo kitabını yazmış biri olarak, Türkiye’nin CHP döneminde Batı’ya ve ABD’ye nasıl yanaştığına ilişkin kitapta yer verdiğim notlardan bazılarını buraya alarak işin aslını ortaya koymak isterim. 

Öncelikle şunu hatırlatalım; Türkiye, Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı’na (NATO) ilk resmi üyelik başvurusunu Mayıs 1950’de, İsmet İnönü’nün Cumhurbaşkanlığı ve CHP hükümeti döneminde yapmıştır. O dönem reddedilen başvuru, ancak 18 Şubat 1952 yılında kabul edilmiştir. 

Şimdi Gladyo kitabında yer verdiğim tarihi gerçeklerden örneklerle meseleye açıklık getirmeye çalışayım: 

Atatürk’ün 1923 yılında kurduğu bağımsız Türkiye Cumhuriyeti, bu özelliklerini ancak 1946 yılına kadar sürdürebilecekti. Atatürk’ün ölümünden sonra, paralardan onun resmini kazıtıp kendi resmini bastıran, ondan sonra ülkede müthiş bir baskı rejimi uygulayan “Milli Şef” İsmet İnönü, Sovyet tehlikesi karşısında Amerikalılara yakınlaşmak için türlü yollara başvurdu.

Üç yıl kadar Genel Yayın Yönetmenliğini üstlendiğim Kırmızı Çizgi Dergisi’nin, 2007 Temmuz sayısında yayınlanan bir araştırma, Türkiye’ye Amerikalıların nasıl girdiğini ve ülkemizin nasıl yüz kızartıcı dönemlere doğru itildiğini göstermesi açısından son derece düşündürücüydü. Ağırlıklı olarak Nevzat Üstün’ün 1967 yılında yayınlanan “Türkiye’deki Amerika” adlı eserinden yararlanılarak hazırlanan araştırmadan bazı bölümler şöyle: 

2. Dünya Savaşı galiplerinden Sovyet Rusya’nın lideri Stalin, Kars, Ardahan ve Boğazlar’da üs talep edince, Türkiye 1948’de Marshall yardımı almaya “razı oldu”. 1952 yılında da NATO’ya girmeye mecbur kaldı. Başına da gelmedik kalmadı. Özellikle dış politikada, izlenen tüm milli meselelerden önce ABD’nin haberi oldu. Çünkü, dışişleri “uzman” denen ABD’lilerle dolduruldu. 

Oysa Türkiye’nin tek arzusu, Stalin tehdidinden, ABD’ye sığınarak NATO’ya girmekti. ABD, bu fırsatı değerlendirdi. Washington’da vefat eden Türkiye’nin ABD Büyükelçisi Münir Ertegün’ün cenazesini, ABD’nin en büyük zırhlısı Missouri’yle Türkiye’ye göndererek, ilk adımı attı. 

Türk........

© Yeni Akit