menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Türkiye’nin Yemen’deki rolü “uzlaştırıcı” ve “arabulucu” olmalı...

28 0
07.10.2026

Yemen’de yaşanan son gelişmeler, sadece Yemen’i değil, bölge ülkelerini ve küresel ekonomi ile Türkiye’nin bölgesel dış politika anlayışını da yakından ilgilendiren önemli bir dönemece işaret ediyor.

Bugün tartışılması gereken asıl mesele şudur:

Türkiye, Suudi Arabistan’ın Husilerle yaşadığı çatışmada taraf olup askeri olarak sahaya mı çıkmalıdır, yoksa Yemen’de kalıcı barışın sağlanması için taraflar arasında siyasi çözümü mü savunmalıdır?

Bu sorunun cevabı, Türkiye’nin tarihsel misyonu ve yıllardır savunduğu dış politika anlayışından bağımsız düşünülemez. 

Eylül ve Ekim 2026 itibarıyla Suudi Arabistan ile Yemen’deki Husiler (Ensarullah) arasındaki çatışmaların yeniden alevlenmesi, ‘Mekke Anlaşması’nda yer alan “Bir üyeye yapılan saldırı hepsine yapılmış sayılır” maddesini (NATO’nun 5. maddesi benzeri) doğrudan bir test sürecine sokmuştur. 

Ancak, Anlaşmanın net bir düşman tanımı yapmadığı gibi  ‘savunma ve ortak caydırıcılık’ odaklı olduğu ısrarla belirtilmektedir.

Kaldı ki; bu anlaşma henüz taraf ülkelerin parlamentoları tarafından onaylanmadığı için geçerli........

© Yeni Akit